Perembe, 28 Austos 2008
 

  Anasayfa arrow Haber arrow Eyvah! bize yazýklar olsun


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
Popüler Haberler

 
 
 
 
Son Ekleneler

 
 
 
 
Eyvah! bize yazýklar olsun Yazdr E-posta

Dünyaya geri dönmeyi çok istiyorum, ama ailemi, yakýnlarý, dünyayý özlediðim için deðil. Dünyanýn ne büyük nimet, ne ele geçmez fýrsat olduðunu burada anladým. Þimdi dünyaya dönsem, insanlarý uyarýrým, ne büyük bir fýrsatý kaçýrmakta olduklarýný onlara gece gündüz anlatýrým.

"(Sizden önce) Kendilerine zulmedenlerin yurtlarýnda oturdunuz. Onlara nasýl muamele ettiðimiz size apaçýk belli oldu. Ve size misaller de verdik." (14/45)
Burada tehir yoktur, iþinize gelmeyince tehir edelim, bunu dünyada düþünecektiniz. Ben size muhtaç deðilim, benim hiçbir þeye de ihtiyacým yok, sizin için, sizin iyiliðiniz için yüz dört kitap indirdim. Çok sayýda peygamber gönderdim. Bütün bunlarý niçin yaptým, sizin için yaptým. Ýndirilen kitaplarý, gönderilen peygamberleri tanýmadýnýz, beni dinlemediniz. Þimdi de siz dinlenmeyeceksiniz.
Bütün bunlar niçin anlatýlýyor? "Ýbret almamýz için" anlatýlýyor. Ýbret alalým, ölüm her an kapýmýzý çalabilir. Madem ki; ölüm kapýmýzý her an çalabilir, onun için karþýmýza çýkacak olan bir vakaya karþý da hazýrlýklý olmamýz lazým. Ölüme hazýr olmamýz, Allah–u Teala'nýn emir ve yasaklarýna riayet etmekle olur.
Ýnsan o kadar cahildir ki; kendisini ebedi kurtuluþa erdirecek emir ve yasaklara riayet etmek varken, dünyanýn heva ve hevesine uyarak, esas maksadýna ulaþmaktan aciz kalýyor.
Kaybedenler vardýr ki; çok büyük kayýptadýrlar ama bunun farkýnda deðiller. Kazananlarda çok büyük kazançtadýrlar, onlar da ne kadar büyük kazançta olduklarýný bilemezler.
Evliyaullah'dan bir zat vardý, Ebu Aliyyid Dekkak Kuddise Sýrruhu Hazretleri. Bu zat vefat ettikten sonra büyüklerden biri tarafýndan rüyada görülür. Rüyada gören Ebu Aliyyid Dekkak ile karþýlaþýr. O da ne! Dekkak aðlýyor. Hem de ne aðlama. Yanýna yaklaþýr ve sorar:
"Ya Mevlana niçin aðlýyorsun?"
"Ben aðlamayayým da ne yapayým"
"Piþmanlýk, özlem, dünyadan ayrýldýðýn için mi aðlýyorsun? Geri gönderseler gelir misin?"
"Dünyaya geri dönmeyi çok istiyorum, ama ailemi, yakýnlarý, dünyayý özlediðim için deðil. Dünyanýn ne büyük nimet, ne ele geçmez fýrsat olduðunu burada anladým. Þimdi dünyaya dönsem, bir an dahi durmam ve bütün insanlarý uyarýrým, ne büyük bir fýrsatý kaçýrmakta olduklarýný onlara gece gündüz anlatýrým."
Duymak ayrýdýr, görmek ayrýdýr. Ýkisinin arasýnda çok fark vardýr. Bir Allah dostu, Ahiret hayatýnda gerçeði gördükten sonra düþüncesi çok daha farklý oldu. Bizde öleceðiz, en büyük hakikati göreceðiz ve o zaman bizde piþman olacaðýz.
Diyeceðiz ki; ne yaptýk da Ýslam davasýna daha fazla sarýlmadýk. Daha çok okumadýk, okutmadýk, anlatmadýk, teblið yapmadýk diye çok piþman olacaðýz.
"(Resulüm) Sen onlarý piþmanlýk ve üzüntü günü hakkýnda uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmýþ olduklarý halde ve hüzün iman etmemiþken (bakarsýn) iþ olup bitmiþtir."(19/39)
Ayette "piþmanlýk günü" geçiyor. Demek ki O büyük günün bir adý da piþmanlýk günüymüþ. Piþmanlýk günü olmasýnýn sebebi þudur: Ýyiliði, hayýr ve hasenatý olanlar yaptýklarýnýn karþýlýðýný bulunca diyecekler ki:
"Nasýl oldu da daha çok çalýþmadýk, daha gayret göstermedik." Ýyilik, güzellik yapmayanlar yani kaybedenler de, yaptýklarýnýn karþýlýðýný görünce diyecekler ki:
"Eyvahlar olsun bize. Biz þu kazananlarýn içinde bulunmamýza raðmen, onlar gibi yapmadýk, onlarla alay ettik, yaptýklarýný küçümsedik, kibir ve gururumuzdan hiçbir þey yapmadýk…"
Rabbimiz kullarýnýn baþýna gelecekleri bildiði için aþaðýda yazacaðýmýz ayet–i kerimelerde bizleri bakýn nasýl uyarmaktadýr.
"Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardým edilmez."(39/54)
Ben sizi uyarýyorum, eðer benim uyarýmý dikkate almazsanýz, sonra benden yardýmda beklemeyin. Hemen sonrasýnda ayet–i celilede de:
"Siz farkýnda olmadan, ansýzýn baþýnýza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilen en güzeline (Kur'an'a) tabi olun." (39/55)
Bu ölüm öyle bir þeydir ki; bir anda meydana geliyor, farkýna bile varamýyorsunuz. Ansýzýn meydana gelmeden Kur'an'ýn hükümlerine sarýlýn.
"Kiþinin: Allah'a karþý aþýrý gitmeden dolayý bana yazýklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceði günden sakýnýn)!" (39/56)
Bu öyle bir gündür ki; kiþi o gün dövünecektir, ben ne yaptým da bu durumlara düþtüm, ah bir daha geri dönmek olsa da geri dönüp kendimi kurtaracak ameller iþlesem.
"Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakýnanlardan olurdum, diyeceði, yahut azabý gördüðünüzde: Keþke benim için bir kez (dönmeye) imkan bulunsa da iyilerden olsam! Diyeceði günden sakýnýn."(39/57–58)
O gün piþmanlýðýn faydasý yoktur. Çünkü Rabbimizin kesinleþmiþ hükmü ile karþý karþýya kalacaðýz. Geri dönmek yoktur. Nihayet orada piþman olanlara son söz söylenecektir:
"Hayýr (dönemeyeceksin)! Ayetlerim sana gelmiþti de sen onlarý yalanlamýþ, büyüklük taslamýþ ve inkârcýlardan olmuþtun." (39/59)

Yediðine bak!
Nereden geldi
önüne bu yemekler?
"Ýnsan, kendisinin baþýboþ býrakýlacaðýný mý sanýr!"(75/36)
Rabbimiz ayet–i celile de, insanýn bu dünyada baþý boþ olmadýðýný, istediði gibi hareket edemeyeceðini haber veriyor. Bana kimse karýþamaz, ben istediðim gibi iþler yaparým diyemez. Þunu çok iyi bilmek gerekir ki; zerrelerden kürreler kadar bütün mahlukatýn yoktan var eden bir yaratýcý var. Bu yaratýcý, her þeyin Rabbi, yoktan var edicisidir. Rabbimiz birdir, ortaðý ve benzeri yoktur, Her an ve her halde bizimle, bütün mahlukatýnýn en küçük zerresine varýncaya kadar beraberdir. Onun için mekan söz konusu deðildir, mekandan münezzehtir.
"…Nerede olsanýz, O sizinle beraberdir. Allah yaptýklarýnýzý görür."(57/4)
Madem ki durum bu, o halde ne yapmamýz lazým? Yapacaðýmýz iþ bir tanedir, oda Kur'an hükümlerine göre yaþamak.
Bir baþka ayet–i celidede Rabbimiz bakýn ne buyuruyor:
"Ýnsan, yediðine bir baksýn!" (80/24)
Ne büyük bir haber. Hele þöyle bir düþünün bakalým, yediklerinizi iyice bir düþünün. Nerden geliyor, þu yediðimiz yemekler, aðzýmýza koyup midemize indirdiðimiz nimetler nereden, nasýl geliyor? Yediðiniz yemeðe bakýn derken, 'biz bakmýyor muyuz?' diyorsunuz. Elbette bakýyorsunuz, bakmazsanýz zaten aðzýnýza götüremezsiniz. Rabbimiz öyle bakmaktan bahsetmiyor, öyle bir kakýn ki;bu yemeði önünüze kim getirdi.
Önünde duran bunca nimet, çeþit çeþit yemekler meyveler. Her birinin rengi baþka, tadý baþka þekli þemali baþka. Bütün bunlarý çeþit çeþit farklý farklý kim yarattý? Kim yarattý ve önüne kim getirdi?
Bu yiyeceklerin, kimisi bir memleketten, bir kýsmý bir baþka memleketten. Hatta baþka ülkelerden bile geleni var. Geldikleri yerler farklý farklý, kilometrelerce uzaklardan gelen bu yiyecekler, yollarýný þaþýrmadan senin önüne nasýl geldi? Önüne gelenler, senin için takdir edilmiþ, yetiþtiði memleketten sana diye yola çýkmýþlar, onlara öyle bir görev verilmiþ ki, ne yollarýný þaþýrmýþlar, nede zamanýndan erken yada geç gelmiþler.
O yiyecekler sana gelene kadar kimlerin önünden geçmedi ki, hiçbiri onlara bir þey yapamadý. Çünkü Mevla'mýz onlarý sana ayýrmýþ, sana yazmýþ. Baþkalarýnýn ona müdahale etmeleri mümkün deðildir.
Burada ki bir incelikte; bu kadar uzak ve deðiþik memleketlerden önüne kadar gelen yiyecekler, hiç þaþýrmadan önüne gelebiliyorsa, bu demektir ki, Rabbimiz her þeyin takdirini ezelde yapmýþ. Madem ki; neyi yeyip içeceðiz, ezelde takdir edilmiþ o zaman rýzýk için bunca endiþe niye?
Geçmiþ büyüklerden birine sormuþlar ki:
"Ýnsan yemek yerken, uvuzlarý bir iþle meþgul oluyor, kalbi ne ile meþgul oluyor?" Tek kelimelik bir cevap verir:
"Zikrulah"
Burada anlatýlmak istenen Zikrullah, ismi celileleri zikretmek deðildir. Burada yapýlacak zikir, bu yemeklerin önümüze nasýl geldiðini düþünmek, bu düþünce içinde tefekkür etmektir. Þöyle bir düþünün bakalým. Bütün dünya bir araya gelse bir buðday tanesi yaratabilir mi? Yaratýlamaz. O halde bir buðday tanesi yaratmaktan aciz olan insan! Buðday tanesini yaratana teslim ol.
O alemlerin Rabbi, sýcaðý soðuðu yaratmýþtýr. Rüzgarlarý yaratmýþ, rüzgara görevini vermiþ. Rüzgarlar hem tohumlama yapar, hem de bulutlarý sevk eder. Ýstenilen yere sevk edilen bulutlar oraya yaðmurlarýný býrakýr. Yaðmur yiyen toprak bereketlenir, ekilen tohumlar toprakta hayat bulur. Bütün bunlarý yapan Allah Teala'dýr.
Önüne gelen bir yiyecek, oraya gelene kadar baþýndan neler geçmedi, hangi safhalardan geçti. Rüzgardan, yaðmura, topraktaki sýcaklýða, soðukluða, tohumdan topraða, topraktan çýkmaya kadar. Sonra ekilip biçildi ve senin önüne geldi.
Ýþte bunlarý düþünerek yemek yendiði zaman, kalp zikrullahtadýr. Bunun adý bir baþka ifade ile tefekkürdür. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem þöyle buyurdular:
"Bir saat tefekkür etmek bir sene ibadet etmekten daha hayýrlýdýr."
Yorum (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< nceki
 
 
 
 
Son Haberler

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede
uanda 1 misafir bal

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com