Cumartesi, 22 Kasm 2008
 

  Anasayfa arrow M. Fethullah Gülen arrow Ýlim


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ýlim Yazdr E-posta
Ýnsan duyularýyla elde edilen veya Allah’ýn (c.c.) vahiy ve ilham yoluyla bildirdiði bilgi ki, zaman zaman onun herhangi bir tezahürünü ifade sadedinde: Gerçeðe, vâkýa uygun bilgi veya birþeyi olduðu gibi kavrama mânâlarýna da hamledilmiþtir. Ayný zamanda, ilim, kesin olsun olmasýn, tasavvur veya hüküm olarak, mutlak mânâda idrak etme, düþünme ve anlama mânâlarýna da gelir. Hatta çok defa, ilim sözcüðüyle mârifet mânâsýný kasdettiðimiz de olur.

Ýlim bahsinde, hangi konunun bizi daha çok alâkadar ettiði belli olmakla beraber, az dahi olsa, ilim, ilmin sebepleri ve bölümleri gibi bir kýsým tasavvurî taksimlere temasýn yararlý olacaðýna inanýyorum.

Ýlim, kendi içinde vasýtalý ve vasýtasýz olmak üzere ikiye ayrýlýr:

a- Her insan ayrý ayrý bir kýsým hususiyetlerle yaratýlmýþtýr. Bu hususiyetleri bilmek, deðerlendirmek her ferde vasýtasýz olarak verilmiþ bir bilgi mevhibesidir. Ýnsanýn, havasýzlýk, susuzluk, açlýk, tasa, sevinç gibi hususlarý idrak etmesi.. ve çocuklarýn süt emmesi, kuþlarýn uçmasý, balýklarýn yüzmesi, bülbülün yuva örmesi, yeni doðmuþ yavrularýn kendileri için tehlikeli sayýlan þeylerden sakýnmalarý gibi özelliklere veya bu özelliklerle hayatlarý için yapýlmasý lâzým gelen þeyleri anlamalarý mânâsýna gelen þuur veya idrake vasýtasýz ilim diyoruz.

b- Buna karþýlýk, akýl ve hisler aracýlýðýyla öðrenilen ilimler de vasýtalý ilimlerdir. Maddî þeylerle alâkalý bilgiler daha çok, görme, iþitme, koklama, tatma ve dokunma duyularýyla elde edilir. Fizikötesi bilgiler ise, zihin, muhakeme, kalb, sýr, hafî, ahfâ, hatta sâika ve þâhika yollarýyla..

Konuyla alâkalý deðiþik bir taksim de, ilmin elde edilme yollarý açýsýndan karþýmýza çýkar. Ýslâm’a göre ilmin sebepleri üçtür:

1- Göz, kulak, burun, dil ve deriden ibaret olan, bizim “saðlam duyu organlarý” dediðimiz “havâss-ý selîme.”

2- “Haber-i sâdýk” sözcüðüyle ifade edeceðimiz doðru haber ki, o da kendi içinde ikiye ayrýlýr:

a. Yalan üzerinde ittifaklarý mümkün olmayacak kadar çok sayýdaki bir cemaatin ihbârý mânâsýna gelen “mütevâtir haber.”

b. Allah tarafýndan gönderilen peygamberlerin mesajlarý mânâsýna “haber-i rasûl.”

3- Ýlmin üçüncü sebebi de akýldýr. Ýster düþünülmeden hemen akýlla bilinen bedihiyyât kabîlinden olsun, isterse düþünülerek ve istidlâl yoluyla ulaþýlan bilgiler nev’inden olsun, bu kabîl ma’kûlâtýn zâhirî sebebi akýldýr. Bundan baþka ilim, aklî ve naklî olmak üzere ikiye ayrýlýr.

Bunlardan birincisini þu üç kategoride hulâsa etmek mümkündür:

1- Saðlýk ve eðitim gibi topluma lüzumlu ilimlerdir ki, lüzumlarý nisbetinde vâcib veya farz-ý kifâye sayýlmýþlardýr.

2- Din nazarýnda mezmum olan ilimlerdir ki, sihir, simyâ, remil, týlsým ve hokkabazlýk gibi mârifetleri bu cümleden sayabiliriz.

3- Mübah ve îcabýnda vâcib sayýlan ilimlerdir ki, hendese, hesap, kelâm, týp, fizik, kimya ve tarih gibi ilimler bu kategori içinde mütalâa edilirler.

Naklî ilimler de kendi içinde mükâþefe ve muâmele adlarýyla iki bölümde hulâsa edilmiþlerdir. Bunlardan muâmele kýsmý, fiil ve terkten ibaret olmak üzere dört bölümde ele alýnmýþtýr:

1- Usûl ki; Kitap, Sünnet, Ýcmâ ve Kýyas’tan ibarettir. Ayný zamanda bunlara “edille-i þer’iyye” de denir.

2- Fürû ki; bunlar da, ibadet, muâmelât, münâkehât ve ukûbât gibi adlarla kitaplarda yerlerini almýþlardýr.

3- Mukaddimât ki; lügat, sarf, nahiv, maânî, beyan, bedî gibi ilimlerdir.. ve bunlar, hadis, tefsir, fýkýh ilimlerini sýhhatli anlama yolunda sadece birer vasýtadýrlar.

4- Mütemmimât ki; bu da tamamen Kur’ân ilimleriyle alâkalýdýr. Kur’ân’ýn lafzýyla alâkalý olan kýsmý: Mehâric, tashîh-i huruf, aþere, takrib unvanlarýyla.. mânâsýna taalluk eden bölümler, tefsir ve te’vil adlarýyla.. ahkâmýyla alâkalý kýsýmlar da usûl kitaplarýnýn konusu olan, nâsih-mensûh, hâss-âmm, celî-hafî, hakikat-mecaz-kinâye, mücmel-müfesser, muhkem-müteþâbih gibi isim ve unvanlarla ele alýnmýþ ve iþlenmiþlerdir.

Naklî ilimlerin mükâþefe kýsmýna gelince, bu da, ledünnî ve vicdanî namlarýyla iki bölümde mütalâa edilmiþtir ki, “Kalbin Zümrüt Tepeleri”ni doðrudan doðruya alâkadar eden de iþte bu bölümdür. Bu bölümde ele alýnýp iþlenen þeyler, bir açýdan müstakil gibi görünse de, esasen bunlar da yine Kitap ve Sünnet’e dayanmaktadýr. Bu temiz kaynaklardan istinbat edilmeyen, Kitap ve Sünnet filtresinden geçmeyen vâridat ve mevhibeler kuþkuyla karþýlanýr. Bunlarýn hücciyetleri bir yana, sübjektif baðlayýcýlýklarýnýn olduðu bile söylenemez.

Hz. Cüneyd: “Peygambere uðramayan yollar kapalýdýr, neticeye ulaþtýrmaz” veya “Kitap ve Sünnet bilmeyenin arkasýndan gidilmez!” sözleriyle..

Ebû Hafs: “Her zaman hâl ve davranýþlarýný Kitap ve Sünnet’e göre deðerlendirmeyen ve kendini kontrol etmeyen, bu meydanýn erlerinden sayýlmaz” beyanýyla..

Ebû Süleyman-ý Dârânî: “Kalbe gelen vâridatý ancak Kitap ve Sünnet gibi iki þâhid-i sadýkla kabul ederim.” tembihiyle..

Ebû Yezîd: “Otuz sene nefsime karþý mücâhedede bulundum, ilmî ölçülere riayet kadar ona aðýr gelen bir þey görmedim.” tesbitleri ve “Bir insana göklerde tayarân etme kerâmetinin verildiðini görseniz dahi aldanmamalýsýnýz; onun emirler, nehiyler ve þer’î hudutlara riayet mevzuundaki hassâsiyetine bakmalýsýnýz!” ikazlarýyla..

Ebû Saîdi’l-Harrâz: “Dinin ruhuna muhalif olan bâtýn bâtýldýr” vecizesiyle..

Ebu’l-Kâsým Nasrâbâzî: “Tasavvufun özü, Kitap ve Sünnet’e sýmsýký sarýlmak, hevâ ve bid’atlerden uzak kalmak, kusurlardan dolayý herkesi mâzur görebilmek, evrâd ü ezkârda tekâsül göstermemek, elden geldiðince ruhsatlardan uzak durmak ve dinde þahsî yorumlardan sakýnmaktan ibarettir.” irþadýyla bu önemli hususu ders veriyor olsalar gerek.. ve daha nicelerinin, konuyla alâkalý ne lâl ü güher ifadeleri..!

َBu meydanýn erlerine göre “ilim” “hâl”den önce gelir. Zira “hâl” tamamen ilme tâbidir. Aslýnda ilim enbiyanýn mîrâsý, âlimler de bu peygamber terikesinin vârisleridirler. Bu konuda

[1] اَلْعُلَمَاءُ وَرَثةُ الأنْبيَاءِ

fermân-ý Nebevîsi, ulemâ için pâyeler üstü bir pâye ifade eder.

Gerçeðin ilmi veya gerçeðe ulaþtýran bilgi, kalblerin hayatý, basîretlerin nûru, sînelerin vesile-i inþirâhý, akýllarýn cevelangâhý, ruhlarýn lezzet kaynaðý, hayrette kalanlarýn rehberi ve dostu, yalnýzlarýn “enîs ü celîs”i, meleklerin temennâ durduklarý kýymetler üstü kýymeti hâiz, arz televvünlü, semâ kaynaklý bir mâidedir.

Evet, ilim, imana önemli bir basamak, hidâyet ve dalâleti, þüphe ve yakîni birbirinden ayýran esaslý bir mihenk ve insanýn insanî yanlarýný ortaya çýkaran ilâhî bir sýrdýr.

بَعِلْمَسْتْ آدَمِـي اِنسَانِ مُطلَق
چُو عِلمَش نِيست شُد حَيوَانِ مُطلَق
عَمَلِ بِي عِلْمْ بَاشَدْ جَهْلِ مُطلَق
بَجَهل اَى جَان نَـشَايَد يَافتَن حَقّ

“Âdemoðlu ilimle mutlak insan, ilim olmayýnca da mutlak hayvandýr. Ýlimsiz amel mutlak cehâlet, ey cân cehâletle Hak bulunmaz.” diyen hak dostu mübalaða etmemiþ olsa gerek...

Tasavvuf erbabýnca ilim; akýl, sem’ u basar yoluyla elde edilen bilgi ve mârifetten daha çok, verâlardan akýp gelen tecellî-i ilm-i ilâhî dalga boylu öyle bir nûr ve ziyâdýr ki, gelir bütün ruhu sarar ve insanýn derûnundaki sýr yamaçlarýnda, hafî tepelerinde, ahfâ zirvelerinde çiçek çiçek tüllenir ve hep Sonsuz’un vâridatýyla gürler. Bu ilâhî tecellîye mazhariyetin mebdei, sýr ve ötesinin Þems-i Ezel’e teveccühü, beden ve cismâniyetin kalb ve ruh seviyesine yükselmesi ve sînenin iman, muhabbet, aþk ve cezbe ile Zât-ý Hakk’a yönelmesi; müntehâsý da ilm-i ledünnîdir.

Ýlm-i ledünnî:

وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

“Biz ona nezdimizden Rabbanî bir ilim öðretmiþtik.” (Kehf, 18/65) fehvâsýnca, berzahsýz, hicapsýz doðrudan doðruya “Hazîratü’l-Kuds”den insânî enginliklere yaðan bir bârân-ý rahmettir. Kulluktaki derinlik, Allah ve Rasûlü’ne karþý vefâ ve sadâkat, duygularýn rýzâ eksenli, davranýþlarýn ihlâs yörüngeli olmasý ve kalbin de yakînden yakîne koþmasý, ledünnî vâridat için, hatta o vâridatýn saðanak saðanak boþalmasý için bir yol ve bir þart-ý âdîdir.

Bütün enbiyanýn ilmi, Cenâb-ý Hakk’ýn vahyi ve tâlimiyle zuhûra gelmesi açýsýndan bilasâle ilm-i ledünnî olduðu gibi, onlarýn arkalarýndan giden ilhama mazhar evliyâ ve asfiyânýn ilimleri de bittebaiyye o mâhrûlarýn –ay yüzlüler– ziyâ-i ilimlerinin þuâlarý olmasý itibarýyla ledünnî sayýlýr. Bu ilmin Hz. Hýzýr’a tahsisi, belli bir zaman, belli bir makam ve belli bir hâl itibarýyladýr ki, o ilmin bazý cüz’iyâtý açýsýndan Hz. Hýzýr, kendine fâik olan bazý zâtlara, mercuhun hususî bir kýsým meselelerde râcihe tereccühü nev’inden öne geçmiþtir. Yoksa onun ne Hz. Mûsâ’ya ne de diðer ulülazm zâtlara üstünlüðü söz konusu deðildir.

Ayrýca, Hz. Mûsâ’nýn ilmi, ilâhî ahkâmýn mârifeti ve bu mârifetin, eþyanýn perde önü ve perde arkasý muvâzenesini koruma gibi bir derinliðe açýk olmasýna karþýlýk, Hz. Hýzýr’ýn bilgisi daha çok eþyanýn bâtýnýna ait idi. Nitekim, bu ayrýma, Hz. Mûsâ ile konuþmasý esnasýnda Hýzýr da iþaret eder: “Yâ Mûsâ! Ben Allah’ýn bana tâlim ettiði bir ilme sahibim ki, sen onu bilemezsin. Sen de, Allah’ýn sana tâlim ettiði bir bilgiye maliksin ki, ben onu bilemem.”[2]

Evet, ilm-i ledünnî, tâlim ve taallümle elde edilmeyip Cenâb-ý Hakk’ýn hususî bir mevhibesi ve bir kuvve-i kudsiyesinin nûrânî tecellîsidir. Bu tecellî, sanattan Sâni’e eserden Müessir’e giden bir bilgi olmaktan daha çok, Sâni’den zîþuur sanata, Müessir’den esere akan bir mârifettir. Hatta o, esrâr-ý Hakk’a ait mahrem vâridatýn insan ruhunda taayyününden ibaret sayýlmýþtýr.

وَالله أَعْلَمُ بالصَّوَابِ.


[1] Âlimler, peygamberlerin (Aleyhissalâtü vesselâm) varisleridir. (Buhârî, ilim 10; Ýbn Mâce, mukaddime 17)
[2] Buhârî, tefsir (18) 4. Ayrýca bkz.: “Biz ona nezdimizden Rabbanî bir ilim öðretmiþtik.” (Kehf sûresi 18/65)

Yorum (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< nceki   Sonraki >
 
 
 
 
Son Haberler
Çok Okunan Yazýlar

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede
uanda 1 misafir bal
Son Eklenenler

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com