Cuma, 21 Kasm 2008
 

  Anasayfa arrow M. Fethullah Gülen arrow Îsâr


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Îsâr Yazdr E-posta
Ýnsanýn, baþkalarýný kendisine tercih etmesi mânâsýna gelen îsâr; ahlâkçýlara göre, toplumun menfaat ve çýkarlarýný þahsî çýkarlarýndan önce düþünmek.. tasavvuf erbabýnca ise, en hâlisâne bir tefânî düþüncesiyle topyekün þahsiliklere karþý bütün bütün kapanýp, yaþama zevkleri yerine yaþatma hazlarýyla var olmanýn unvaný kabul edilegelmiþtir.

Îsârýn tam karþýtý “þuhh”tan doðan cimrilik ve þahsî çýkar duygusudur ki, Hak’tan, halktan ve Cennet’ten uzak kalmanýn âmili sayýlmýþtýr.[1] Evet, “þuhh”tan “buhl” diyeceðimiz cimrilik; “îsâr” ruhundan da “cûd”, “sehâ” ve “ihsan” sözcükleriyle ifade edeceðimiz cömertlik, semâhat ve civanmertlik doðmuþtur. Cûd: ferd-i mü’minin, gönlünde herhangi bir rahatsýzlýk duymadan, sahip olduðu þeylerin, hiç olmazsa bir kýsmýný infak etmesinin ve baþkalarý için o kadar var olabilmesinin adýdýr.

Sehâ; müminin, infaký ve baþkalarýný düþünmeyi önde götürmesi ve kendi mutluluðu içinde, hatta onun da önünde onlarýn mutluluðunu düþünebilmesi, ihsan ise; onun, ihtiyacý olduðu hâlde baþkalarýný kendine tercih edebilmesidir ki:

وَلاَ يَجدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بهِمْ خَصَاصَةٌ

 

“Onlar, mü’minlere verilen þeylerden nefislerinde herhangi bir kaygý duymaz ve muhtaç olsalar bile onlarý kendilerine tercih ederler.” (Haþr, 59/9) âyetiyle iþaret edilmek istenen îsâr zirvesi de iþte budur. Biz, buna, o has ve enfes tarifiyle ihsan da diyebiliriz.

Îsârýn gayri ihtiyarî olanýna “esere” denir ki, ortada çiðnenen bir hak söz konusu deðilse sabýr vâridatýndan öte bir meziyeti yoktur ve kat’iyen îsâr seviyesinde de deðildir.

Yukarýda yarým yamalak karþýlýklarýyla aktarmaya çalýþtýðýmýz cûd ve sehâ, ayný zamanda seviye ve derece farkýný da ifade etmek üzere þöyle sýralanabilir:

1) Hak yolunda ve O’ndan ötürü iman ve ehl-i iman uðrunda candan geçilmesidir ki, civanmertliðin zirvesi sayýlýr.

2) Riyâset ve makam mevzuunda her türlü fedakârlýkta bulunmadýr ki, birincisine nisbeten bir kadem daha geri kabul edilmiþtir.

3) Maddî refah ve mutlulukta baþkalarýný düþünme ki, öncekilere göre oldukça ucuz bir kahramanlýktýr.

4) Bedel ve karþýlýk beklentisine girmeden ilim ve fikir bezlinde bulunmak ki diðerleri kadar aðýr olmasa gerek.

5) Sa’yin semeresini infak ki, zekât ve sadaka gibi sorumluluklarýmýz bu cümleden sayýlabilir.

6) Güler yüz, tatlý dil ve deðiþik hayýrlara vesile olma ki, hemen herkesin muvaffak olabileceði bir hayýr türüdür.

Bunlardan birincisi, cûd ve sehânýn zirvesi, îsârýn da esaslý bir derinliðidir ki, ona muvaffak olmak her babayiðidin kârý deðildir. Bu babayiðitliði Baharistan sahibi þöyle seslendirir:

بَسِيم و زَر جَوَانمَردِي تَوَان كَرد
خُوش آنكَس که جَوَانمَردِي بَجَان كَرد

“Gümüþ ve altýnla cömertlikte bulunmak kolaydýr; hoþtur o kimse ki, canýyla cömertlik eder.”

Ýnsanlarýn temsil durumlarý itibarýyla îsâr da kendi içinde derece derecedir:

1) Baþkalarýný yedirip içirip kendisinin aç ve susuz durmasý ve baþkalarýný görüp-gözettiði hâlde kendisini yer yer ihmal etmesi ki, herhangi bir kul hakkýný çiðnememe kaydýyla ebrâr ahlâkýndandýr ve insaný evc-i kemalât-ý insaniyeye çýkarýr.

2) Herkese ve her þeye raðmen, Allah’ýn ona olan bütün ihsanlarýný, sadece ve sadece O’nun rýzâsýný düþünerek bezletmektir; bezlettikten sonra da düþünmemektir ki mukarrabînin tavrýdýr. Bu tavrýn temsilcilerinde verme hazzý birkaç kadem daha alma sevincinin önündedir.

3) “Îsâr-u îsârillah” sözleriyle ifade edilen hâldir ki; apaçýk hususî mazhariyetlere bile birer mahmil bularak, ücret ve huzûzât vaktinde bütün mevhibeleri nisyâna gömüp, sadece ve sadece O’nu duyup, O’nun varlýðýnýn ziyâsýnýn gölgesi olduðunu hissetmektir ki, “Akrabü’l-Mukarrabîn”in yoludur. Bu mânâda, Hz. Þeref-i Nev-i Ýnsan ve Ferîd-i Kevn-i Zaman bir îsâr kahramanýdýr; O kahramanýn mîrâcý da bu engin arayýþ sayesinde O’nu aranan biri hâline getirmenin serencamesidir.. O’nun gökler ötesi âlemlerden, dönüp insanlar arasýna inmesi hiç kimseye nasip olmayan bir “îsâr” derecesi ise, ümmeti adýna Cennet’ten çýkýp cehennemlere gözyaþý salmasý, salýp bütün insanlarý dilemesi de hiç kimsenin tasavvur bile edemeyeceði bir baþka îsâr derinliðidir.

اَللهُمَّ اجْعَلْنَا بـجَاهِ نَبيِّكَ الْمُصْطَفى مِنَ الَّذينَ {لاَ يَجدُونَ في صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بهِمْ خَصَاصَةٌ}[2] وَصَلِّ اللهُمَّ عَلى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلى الِهِ وَصَحْبه وَسَلِّمْ.


[1] Bkz: Tirmizî, birr 40
[2] Haþr, 59/9

Yorum (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< nceki   Sonraki >
 
 
 
 
Son Haberler
Çok Okunan Yazýlar

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede
Son Eklenenler

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com