|
Kalb, iki yönü olan öyle nûrânî bir cevherdir ki, bir yönüyle devamlý ruhlar âlemine, diðer yönüyle de cisimler âlemine bakar. Cisim, þer'î ölçülerin birleþtiriciliðinde rûhun emrine girmiþse, kalb, rûhlar âlemi yoluyla aldýðý feyizleri bedene ve cisme taþýr; orada da huzur ve itmi'nân esintileri meydana getirir.
Kalb, bütün hayýrlarýn, bereketlerin insana ulaþmasýnda önemli bir köprü vazifesi gördüðü gibi, ayný zamanda þeytânî ve nefsânî bütün dürtülere ve bütün hatýralara vize verebilme mevzûunda da tehlikeli iþlere alet olabilir. O, Hakk'a tevcih edilebildiði sürece, bedenin en karanlýk noktalarýna kadar her yanýna ýþýklar yaðdýran bir projektör olur; yüzü cismaniyete dönük kaldýðý zamanlar da, þeytanýn zehirli oklarýnýn hedefi haline gelir. Kalb, iman, ibadet ve ihsan rûhunun vatan-ý aslîsi ve her zamanki otaðý ve Allah-kâinat-insan arasýnda, ince ince akýp duran duygularýn yüksek debili bir ýrmaðý olmasýna raðmen, bu cihan-bâhâ lâtifeyi yerinden etmek ve bu ýrmaða mecra deðiþtirtmek için, onun sayýlamayacak kadar da düþmanlarý vardýr. Kasvetten küfre, ucbdan kibre, tûl-i emelden hýrsa, þehvetten gaflete, menfaatten makam düþkünlüðüne kadar yýðýn yýðýn düþman, taarruz vaziyetinde onun zaaf ve boþluklarýný kollamaktadýr. Ýman kalbin caný; ibadet onun damarlarýnda akýp duran kaný; tefekkür, murâkabe, muhâsebe ise onun bekasýnýn esaslarýdýr. Ýmansýz birinde kalb, ölü ve ötelere karþý bütün bütün kapalý; ibadetsiz birinde o ölüm aðýnda ve onulmaz hastalýklarla sürüm sürüm; tefekkürsüz, muhâsebesiz ve murâkabesiz bir bünyede ise her türlü tehlikeye açýk ve emniyetsizdir. Birinci kategoriye giren insanlar, sinelerinde emme-basma pompalarý nev'inden bir et parçasý taþýsalar da, kat'iyen kalblerinin var olduðu söylenemez.. ikinci nev'e girenler, varlýk-yokluk arasý vehimlerinin sisli dünyasýnda hep mesafelerin esiri olarak yaþar ve bir türlü hedefe ulaþamazlar.. üçüncü kýsma dahil olanlar, bir hayli mesafe almýþ, bir hayli engebe aþmýþ olmalarýna raðmen, tam zirveye ulaþamadýklarý için, her zaman tehlike sath-ý mâilinde sayýlýrlar: Düþe-kalka yürür, müsâbakasýný yene-yenile sürdürür ve ömürlerini bir vefasýz aþýlmaz tepenin yamaçlarýnda tüketirler. Ýnsaný Hakk'a ulaþtýrmada en aldanmaz vesilelerden biri kalbdir ve kalbin en büyük ameli de ihsandýr. Ýhsan, ihlâs yamaçlarýna açýlmanýn en emin yolu. Rýdvan tepelerine ulaþmanýn en sýhhatli vasýtasý ve Þâhid-i Ezelî'ye karþý da bir temkin þuurudur. O'na doðru her gün, imanla donanmýþ, amelle kanatlanmýþ ve takvâ ile derinleþmiþ yüzler-binler "þedd-i rihal" eder, yolculuða koyulurlar ama, o zirveye ya birkaç insan ulaþýr ya da ulaþamaz. Ulaþamayanlar, ulaþma adýna didinmelerini sürdüre dursunlar; ulaþanlar, orada Allah'ýn sevmediði þeyleri bütün çirkinlikleriyle duyar, hisseder ve onlara karþý kapanýr; Allah'ýn güzel gördüðü þeylerle de fýtratýnýn gereðiymiþçesine birleþir, bütünleþir ve sürekli "ma'rûf" soluklarlar.
|