Perembe, 28 Austos 2008
 

  


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türkiye Olmasý Gereken Yerin Çok Gerisinde Yazdr E-posta

Dünyanýn ve Türkiye’nin geleceðini nasýl görüyorsunuz?

Dünyanýn geleceði adýna ben inanan insanlarýn, müminlerin hususiyle de Türkiye'deki Müslümanlarýn kendilerini çok iyi hazýrlamalarý lazým geldiðine inanýyorum.
Yine Üstad Bediüzzaman'ýn ifadelerine müracaat edeceðim: Kafalar fünunu medeniye ile çok aydýn olmalý, gönüller de iman nuruyla. Asýrlardan beri ayrý olan bu kalp kafa izdivacý yeniden gerçekleþtirilmeli. Ýnsanlar kalpleriyle görmeli. Sýrlarýyla Allah'a ait esrarý müþahede etmeliler. Hem O'nunla yaþamalýlar hem de kâinatý bir Batýlýnýn hallaç ettiði gibi hallaç etmesini bilmeliler. Dünyayý çok iyi okumalýlar. Ýnsanlýðý çok iyi okumalýlar. Dünyada -kendi insaným için söylüyorum- yerlerini almaya çalýþmalýlar. Þahsi hislerim, þahsi mülahazalarým, þahsi düþüncelerim itibariyle böyle güçlü, büyük bir milletin evladý olarak, belli bir dönemde belli alanlarda çok iyi idarecilik yapmýþ bir milletin evladý olarak halihazýrdaki durumumuzdan rahatsýzlýk duyduðumu da ifade etmeliyim. Çünkü dünyada onca hadise olup bitiyor. Kararlar veriliyor. Bir yere giriliyor. Belki bir yer “iþgal ediliyor” veya “demokratlaþtýrýlýyor.” Ýnsanlar zincirlere vuruluyor, bir yerlere götürülüyor. Fakat milletimize hiçbir þey sorulmuyor. Milletimizin bu mevzuda hiçbir þeyi olmuyor. Parmaðýný kaldýrmasýna deðer verilmiyor. Ýnsanlar kendilerine göre konuþuyorlar meseleleri. Bir yere girmek suretiyle kendimizi ifade edeceðimizi zannediyoruz. Bir yere girmeyi bahane etmeden kendi adýmýza güzel bazý þeyler yapamýyoruz.

Mesela demokrasi güzel bir insanî sistemse þayet þimdiye kadar kendimiz düþünüp demokrat olamamýþýz. Baþkalarý bu mevzuda bizi sorgulamýþ. Demokrasiyi ihlalden, insan haklarýndan dolayý bilmem kaç bin tane dava açýlmýþ. Türkiye þu kadar tazminata mahkum olmuþ. Böyle bir Türkiye'de biz bu mevzuda kendimiz düþünerek, ne olur yani bir an evvel insan haklarýna, vicdan hürriyetine, söz hürriyetine, düþünce hürriyetine, insanlarýn yaþama hürriyetine karýþmasak. Bunlarý kanunlarla yeniden gözden geçirsek, düzene koysak. Bu türlü þeyler, ayný þeyleri paylaþan bir toplum içinde kavga mevzuu olmasa diyemiyoruz da yapacaðýmýz þeyleri Avrupa Birliði’ne gireceðimiz bahanesi içinde kim ne derse desin yapmaya çalýþýyoruz. Bu da bizim için çok ayýp oluyor diye düþünüyorum. Dün ortaya çýkmýþ, ne idüðü belirsiz bir millet hissi uyarýyor. Bu da bana çok dokunuyor. Devletler muvazenesinde bir yerde durmuþsunuz, size müracaat etmiþler, bazý haksýzlýklar sizin elinizle giderilmiþ, ihkak-ý haklar sizinle gerçekleþtirilmiþ, fakat þimdi hakkýnýzý alabilmek için bir yere dayanma mecburiyetinde kalýyorsunuz. Acaba Amerika'ya mý baþvursak, Avrupa'ya mý baþvursak, Rusya'ya mý baþvursak? diye düþünüyorsunuz. Bu millet kendini çok iyi yetiþtirerek, kendi olmasý lazým. Problemlerini kendisinin çözmesi lazým.

Siz hani beyin fýrtýnasý mevzuunda, dar bir dairede bana aþýrý saygýsýndan yanlýþlýk yapan, içtihad hatasý yapan, mütalaalarýný beyan etmeyen arkadaþlarýn durumlarýný haklý olarak söz konusu ettiniz. Sorgulama demiyorum. Size karþý saygýsýzlýk olur. Fakat ayný meseleler Türkiye için de söz konusu. Türkiye'de insanlar düþündüklerini ifade edemiyorlar. Mesela farklý bir demokrasi olabilir. Bu demokrasinin ayný zamanda bir ukba buudu da olabilir. Yani ötelere açýlan bir kapýsý da olmalý bunun. Benim ebediyet arzularýmla alakalý, ebedi mülahazalarýmla alakalý, gökler ötesi âlemle alakalý mülahazalarýma da demokrasinin bir þeyler söylemesi lazým. Aksi halde eksik olur. Ben insansam tamamiyetim bunlara baðlý. Ama benim tamamiyetimle alakalý bazý þeyler söyleyemiyorsa o demokrasinin eksikliðidir. Türkiye'de hâlâ bunlar yaþanýyor. Ve hâlâ bunlarý ifade ettiðinden dolayý, hatta ifade etmesi muhtemel olduðundan dolayý; ihtimaller vukuat yerine konarak insanlar bir þakî gibi takip ediliyor. Hatta sürgüne gönderilmek isteniyor. Türkiye'nin almasý gerekli olan mesafe var. Þu anda Türkiye durmasý gerekli olan yerin çok gerisinde duruyor kanaat-i acizanemce.

Türk insaný aptal deðildir. Burada bile çok önemli yerlerde Türk aydýnlarý, Türk bilim adamlarý var. Önemli yerlerde sorumluluk almýþlar. Buradaki sistemden ötürü bizim insanýmýz bir yýldýz gibi parlýyor. Türk öðrenciler geliyor, olimpiyat kazanýyor. Bunlar, evvela benim zihnimdeki bir þey yapamayacaðýmýz düþüncesini, o kötü düþünceyi yýkmýþtýr. Bizim insanýmýzýn aklý her þeye erer. Ýcabýnda dünyayý bile idare edebilir. Fakat öyle deðil de acaba biz þuna mý dayansak, buna mý dayansak sürekli böyle bir dayanma mülahazasýyla kendi kendimize ayakta duramayacaðýmýz düþüncesini, o yýkýlasý düþünceyi hep diri tutmaya çalýþýyoruz. “Birileri olursa ayakta durabiliriz.” düþüncesini bir kere yýkmak lazým. Kendimiz olmamýz için, ayakta durmamýz için denememiz lazým. Sakat olan insanlara bile “hele bir ayakta durmaya bak” derler. Sonra da o deðneði atar, kendi kendine ayakta durmaya baþlar. Fakat bizde bir ‘þirzime-i kalil’ diyorum ben, oligarþik bir azýnlýðýn nedense insanýmýzýn kendi olmasýna tahammülü yok. Neyse onlar, nasýl düþünüyorlarsa kendi darlýklarý içinde toplumu da o darlýða mahkum ederek geleceði karartýyorlar diyeceðim.

Pençem yok pençe atamýyorum, onlar ýsýrýyor yanlarýna kalýyor

Burada bulunuþunuzu hangi kelime daha iyi açýklar? Sürgün mü, hicret mi, kaçýþ mý?

Hangi niyete baðlanmýþsa ona göre hüküm verilir. Ben hastaneye geldim check-up yaptýrmak için. Buraya hastalýðým biraz geçsin diye geldim. Dolayýsýyla kendi düþüncem, kültürüm için onu anlatayým diye hicret ettim diyemem. Þu anda da onu yapamýyorum zaten. Çevreyle görüþmüyorum. Keþke öyle bir niyetle gelseydim. Bediüzzaman'ýn da dediði gibi milletimin 5 bin senelik kültürüne dair bazý þeyleri anlatma imkaným olsaydý. Deðiþik yerlerde seminerler yapmaya çalýþsaydým. Konferanslara iþtirak etseydim. Konferanslara çaðýrdýlar gidemedim. Bir yere bildiri gönderdim. Þimdi Barcelona'dan istiyorlar. Hatta küçük bir þey hazýrlamýþtým, sonra geri çektim. Ben böyle bir insan deðilim; ama deðiþik yerlerden ýsrarla dünya barýþý, hoþgörü ve diyalog çerçevesi içinde mutlaka katýlýn diyorlar. Müstenkif davranýyorum hep. Çünkü Türkiye'de birilerinin baþarýsýný hiçbir zaman ‘Cenab-ý Hak benim gayretime lutfetti’ demedim. Bunu þirk sayýyorum. Her þeyi Allah yapar. Fakat birinin elinden böyle hayýrlý iþ meydana gelince bunu hazmedemeyen, bütün güzel þeylerin kendilerine gönderilmesini isteyen kimseler var. Bunlar rahatsýzlýk duyuyorlar. Size birileri barýþ kahramaný dese zannediyorum kalpten gidecekler. Bunlarýn hepsini hesap ediyorum. Onun için tam kendime muvazzaf demiyorum. Tedavi için geldim, tedavi için geldikten sonra da biraz daha burada kalmada maslahat görüyorum. Çünkü baþkalarý gibi diþim yok ýsýramýyorum. Pençem yok, pençe atamýyorum. Onlar ýsýrýyor yanlarýna kalýyor. Pençeliyorlar, parçalanýyor bazý yerler. Onuruma, gururuma dokundurucu þeyler söylüyorlar. Dinim var, diyanetim var. Kimseye minnetsiz yaþadýðým bir hayatým var; ama karþý taraf insani deðerleri hiç bilmiyor. Tecavüz ederken insanî deðerlerin üzerinde tepindiðinin hiç farkýnda deðil. Öyle olunca onlar bilmiyorlar bâri ben kendime üzülmeyeyim, horlatmayayým; üzerimde raksetmelerine izin vermeyeyim mülahazasýyla daha olumlu bir zaman bekleme düþüncesiyle burada intizardayým. Bunlar da bana “çýk git” demezlerse Türkiye'deki havanýn biraz daha durulmasýný bekleyeceðim. Ama þimdi diyorum, muhacirliðe çýktým ben, sevap olsun bari. Yanýma gelen az dahi olsa bazý arkadaþlarla görüþüyorum.

Sürgün kelimesi ruhunuza uygun geliyor mu?

Caným sýkýldýðý zaman sürgün diyorum. Ve onda da teselli buluyorum kendime göre. Dünyada çok kýymetli insanlar sürgüne uðramýþtýr. Abdülhamit gibi vatanýný seven bir insan bile sürgüne gönderilmiþ. Mehmet Akif, Namýk Kemal, dünya kadar insan sürgün yaþamýþ. Hatta kendi hoþgörü telakkilerim içinde kimseye “onlar” “ötekiler” “karþý taraf” “karþý cephe” demeyi yakýþýksýz buluyorum; ama kendine göre bir düþüncesinden dolayý Troçki de Meksika'da sürgün yaþamýþ.

Türkiye'de binlerce insan bugün de anket yapýlsa sevdiklerini söylüyorlar. Benim için utandýrýcý bir þey yok. Ben hýrsýz filan deðilim. Allah'ýma sena olsun haram yemedim. Çalmadým, çýrpmadým. Kardeþlerimin durumu bellidir. Bir iþle uðraþýyorlar. Bir aðaç kovuðundan da çýkmadýk. Yani geniþ bir ailemiz vardý, fakat neyleyelim hep böyle kalsýn kardeþlerim. Böyle olduðum halde deðiþik þeylerden dolayý iliþmelerin incittiðini, acýttýðýný ve içimi kanattýðýný söylemeliyim.

Nasýl bir iþaret beklersiniz dönebilmek için? Bu pusun tamamen kaybolmasýný mý?

Saðlýðým müsait deðil benim bunlarý dinlemeye. Burada bir sýkýntým da yok. Yani ben zaten bekâr bir insaným. Þeker hastasýyým, damla damla bir þeyler yiyorum. Bana çok az þey yetiyor. Allah'ýn lütfu, 40-50 tane kitap yazdým, teliflerini gönderiyorlar. Bu mevzuda bir problemim yok. Nerede bir delik bulursam baþýmý sokup orada kalýyorum. Sular tam durulmadýktan sonra yeniden Türkiye'de bir kýyamet kopmasýna vesile olmak istemem. Çünkü sûru dudaðýnda üflemek için bekleyen bir sürü insan var.

Yorum (1)Add Comment
Zalimler icin yasasin cehennem,Alim kullara gelen belalar derecelerinin artirildiginin manevi sürurudur
Yorum Yazan dadas murat, Kasm 11, 2007
Bela ondan geliyorsa ne güzel tevekkül edip bela yüzüne gülmek gerek.Allah in Maniu sifatinin tecellisindeki hikmetleri unutmamak gerek. Ya Sabur deyip sineye cekmek gerek.
Her Mümin iman derecesine göre Kainat in tazyikatindan kurtulur ama buna ragmen kurtulamiyorsa Kaderin payini ve hikmet elinin perde arkasindaki iktiza ve tasarrufunu düsünüp tam teslim olmak gerek.

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
Sonraki >
 
 
 
 
Son Haberler

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede
uanda 1 misafir bal

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com