Cumartesi, 22 Kasm 2008
 

  Anasayfa arrow M. Fethullah Gülen


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Gaybet Yazdr E-posta
Kaybolma, belirsizleþme diyebileceðimiz “gaybet” kalbin, madde âlemiyle olan alâkalardan uzaklaþmasý, hatta “mâsivâ” dediðimiz, Allah’tan gayrý her þeyden tecerrüd etmesi demektir ki, “gayb” sözcüðünün ifade ettiði mânâdan oldukça farklý sayýlýr. Zira gaybýn, ortada bulunmama, hâzýr olmama mânâlarýna gelmesine mukabil, gaybet, hâzýr olduðu hâlde, mâsivâ ile alâkasýzlaþma, varken yokluk içinde bulunma hâletidir.
 
Firaset Yazdr E-posta
Tasavvurda zenginlik, düþüncede tutarlýlýk, varlýðýn perde arkasýna ýttýlâ ve basiretli davranma da diyebileceðimiz firâset; insanýn, kalbini kin, nefret, iðbirar, nifak ve ucup gibi.. mânevî hastalýklardan temizleyip, iman, mârifet, muhabbet ve aþk u þevkle bezemesi sayesinde Allah’ýn, onun içine attýðý öyle bir nûrdur ki, ona mazhar olan fert, feritleþir, duyuþ ve seziþleriyle derinleþir; hatta baþkalarýnýn gönüllerindeki sýrlara aþina olup, simalarýn arkasýndaki gerçekleri görebilir.. ve tabiî, eþyanýn perde arkasýna uyanabildiði ölçüde, “Hazreti Allâmü’l-Guyûb’ un mücellâ bir mir’atý hâline de gelebilir..! Bu mânâdaki firâsete iþaret sadedinde, gayb ve þehadetin fasih lisaný Rûh-u Seyyidi’l-Enâm:
 

اِتَّقُوا فِرَاسَةَ الْمُؤْمِنِ، فَإِنَّهُ يَنْظُرُ بنُورِ اللهِ

 
“Mü’minin firâseti karþýsýnda titreyin; zira o bakarken Allah’ýn nûruyla bakar.”[1] Buyurur. Firâsetin, iman nûruyla yakýndan alâkasýný gösterme bakýmýndan
 

يَا أَيُّهَا الَّذينَ آمَنُوا إِنْ تَتَّقُوا الله يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَانًا

 
“Ey iman edenler, eðer Allah’a karþý hep takvâ dairesi içinde bulunursanýz, O size furkan (açýk-kapalý, hakký bâtýldan, doðruyu eðriden, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden temyiz ve tefrik edecek bir kabîliyet, bir ýþýk) verir.” (Enfâl, 8/29) meâlindeki âyeti de burada zikretmek uygun olur zannederim.
 
Fenâ Fillah Yazdr E-posta
Fenâ; yok olma, zeval bulma mânâlarýnda “bekâ”nýn mukabili bir kelimedir ve bir kýsým farklý mefhumlarla izâfî münasebeti de söz konusudur. Meselâ; tevbe-i nasûhun lâzýmýna “fenâ-yý muhalefet”, zühd hakikatinin nihâî gereðine “fenâ-yý huzûz”, sadâkat ve muhabbetin zirvesine “fenâ-yý huzûz-i dâreyn” ve sekrin neticesindeki “gaybet”e “fenâ-yý zahirî” denir ki, bunlarýn hemen hepsi, hak yolcusuna bakan yanlarý itibarýyla birer tavýr, birer duyuþ ve birer zevk hâli olmalarýna karþýlýk, Hazreti Zât, sýfât ve esmâ-i ilâhiyeye bakan yönleri açýsýndan vahdet nûrlarýnýn kesret ahkâmý içinde tecellî etmesi; tecellî edip sâlikin, varlýk-yokluk gel-gitleri arasýnda yaþamasý demek olan “sahk”; kezâ onun vücûd-u Hak karþýsýnda eriyip gitmesi diyebileceðimiz “mahk” ve davranýþlarýnýn, Hazreti “Fa’âlün Limâ Yürîd”in iþlerinin gölgesi olduðunu duyup zevketmesi þeklinde yorumlayacaðýmýz “tams” fenânýn birer buudlarýdýrlar ve bir yandan, gerçek “Vücûd” ve “Ýlim”in ziyâsýnýn birer gölgesi olarak mâsivânýn zâtî bir kýymeti olamayacaðýný hatýrlatýrken, diðer yandan da, insan idrakinin, duyuþ, seziþ ve yorum izâfîliðiyle de, hakikat ve nisbet arasýnda birer köprü vazifesi görürler.
 
Fasl, Vasl Yazdr E-posta
Ayýrmak, ayrýlmak ve belli bir çerçeve içine yerleþtirilmek de diyebileceðimiz FASL; dünya ve ukbâ alâkalarýndan –onlarýn kendilerine bakan yanlarý itibarýyla– sýyrýlmak.. böyle bir sýyrýlmada iradenin dahli olabileceði mülâhazasýyla, ondan da sýyrýlmak.. neticede de bütün bu sýyrýlmalarý bir daha hatýrlamamak üzere nisyâna gömmekten ibaret sayýlmýþtýr.
 
Fark Yazdr E-posta
Lügat mânâsý itibarýyla, ayýrmak, ayrýlmak, seçilmek mânâlarýna gelen fark; sofîyece, kesretten vahdeti, vahdetten de kesreti apaçýk müþâhede etme hâli diye yorumlanmýþtýr. Biraz daha açmak icap ederse fark, Zât-ý Bârî hakkýndaki mârifet-i tâmme ufkundan bakýp halký görmek ve Hak maiyyetiyle beraber halkýn içinde olmayý da dengeli götürmek demektir. Cem’de; mârifet, muhabbet ve ruhânî zevklere baðlýlýk, cem ihtiva eden farkta ise, bu mârifet, muhabbet, zevk-i ruhânî ve ötesindeki ahvâli baþkalarýna duyurma meselesi de söz konusudur. Onun için farký olmayanýn kulluðu, cem’i duymayanýn da mârifeti tam deðildir demiþlerdir. Bundan dolayý da erbabýnca, her iki hâl de lüzumlu bulunmuþ ve her iki pâyenin yerleri de ayrý ayrý hatýrlatýlmýþtýr. Zaten, daha evvel de geçtiði gibi,
 

إِيَّاكَ نَعْبُدُ

 
“Yalnýz Sana ibadet ederiz.” (Fâtiha, 1/5) itirafýnýn farka,
 

وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

 
“Ve yalnýz Senden medet umarýz.” (Fâtiha, 1/5) tazarruunun da cem’e iþaret ettiði söylenmektedir.
 
<< Baa Dn < nceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>

Sonular 91 - 99 Toplam: 507
 
 
 
 
Son Haberler
Çok Okunan Yazýlar

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede
uanda 1 misafir bal
Son Eklenenler

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com