Cumartesi, 22 Kasm 2008
 

  Anasayfa arrow M. Fethullah Gülen arrow Ýrticâ Küfrün Takýyyesidir!..


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ýrticâ Küfrün Takýyyesidir!.. Yazdr E-posta
Soru: Türkiye'nin içte ve dýþta çok ciddi problemlerle karþý karþýya kaldýðý bir dönemde, bazý kimselerin yine irticâ çýðýrtkanlýðýna baþlamalarýný ve en büyük tehlike olarak irticâyý göstermelerini nasýl deðerlendiriyorsunuz? Aslý ve mesnedi bulunmayan böyle bir iddiayý zaman zaman tekrar gündeme taþýyanlar neyi hedefliyor olabilirler?

Cevap: “Ýrticâ” tabiri Arapça'dan dilimize geçmiþtir; menþei, “dönüþ, geriye dönme” manalarýna gelen rücu' kelimesine dayanmaktadýr. Fýkýh ýstýlahýnda, geriye dönülebilen ve vazgeçme ihtimali bulunan boþanmaya “rýc'î talak” adý verildiði gibi, bela zamanýnda veya acý bir haber duyunca “Ýnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn - Biz Allah'a âidiz ve vakti geldiðinde elbette O'na döneceðiz!” (Bakara, 2/156) ayet-i kerimesini okuyarak Allah'a teveccüh edip O'na sýðýnmaya da “istircâ” denmiþtir. Ýrticâ ifadesi de, temelde “geri dönmek” manasýný çaðrýþtýrdýðýndan dolayý, gericilik, muhafazakarlýk, tutuculuk, eskiyi koruma, yeniye karþý tavýr alma, medeniyeti kabul etmeme, moderniteye karþý çýkma ve tarihin tekerleðini geriye döndürerek eski olaný canlandýrmaya çalýþma gibi manalarýn hepsini birden ihtiva eden bir tabir olarak kullanýlýr hale gelmiþtir.

Hangisi Ýrticâ?..

Ne var ki, öteden beri belli bir kesim, irticâ sözünü sýradan bir kelime olarak istimal etmekten daha ziyade, onu siyasî ve ideolojik bir suçlama ve sindirme aracý olarak kullanmaktadýr. Bu talihsiz kimseler, bazen kolay anlaþýlmasý için “gericilik” ifadesini dillerine dolamakta, çoðu zaman da, meseleyi daha korkunç göstermek maksadýyla manasý daha az bilinen “irticâ” tabirini tercih etmekte ve kötü þekilde algýladýklarý, kötü bir mazmunun karþýlýðý olarak kullandýklarý, toplum nazarýnda da bir heyula haline getirdikleri bu laflarla her fýrsatta müslümanlarý karalamaya çalýþmaktadýrlar.

Yýllar var ki bu ülkede fuhuþ, edepsizlik ve soysuzlaþma peþinde koþarak cahiliye devrindekinden daha beter bir cehalete geri dönenler hoþgörüldüðü ve ilerici addedildiði halde, kendi deðerlerine, diline, târihine, kültür ve medeniyetine sahip çýkan, özünü yitirmeden ve yabancýlaþmadan muâsýrlaþmak isteyen ve dinine baðlýlýðýný ifade eden insanlara “mürtecî”, “fundamentalist” damgasý vurulmaktadýr. Esefle müþahede etmekteyiz ki, akla-hayale gelmedik çeþit çeþit ahlâksýzlýðý irtikap edenler “modern” sayýlmakta ve müsamahayla karþýlanmakta; fakat, müslümanlar çað dýþý gibi gösterilmekte ve “gerici, yobaz, teokratik düzen yanlýsý” türünden yaftalarla kötülenmektedir.

Evet, bazý müfsitler, aðýzlarýný her açýþlarýnda ýslahtan, imardan, kendini ifadeden, iradenin hakkýný eda etmekten ve insan haklarýndan dem vurmaktadýrlar; fakat, böyle konuþtuklarý ayný anda vicdanlara baský yapmakta, baþkalarýnýn haklarýný çiðnemekte, zulmün en hunharcasýný irtikap etmekte, insanlar arasýndaki münasebetleri kýrýp dökmekte ve azgýnlýktan azgýnlýða koþarak herkesi sindirmeye çalýþmaktadýrlar. Dahasý, bunca fezayi ve fecâyii mazur göstermek için sürekli paranoyalar icad etmekte; “yeþil sermaye” deyip birine saldýrmakta; “gerici yapýlanma” bahanesiyle diðerini ortadan kaldýrmakta; “irticâ” çýðýrtkanlýðýyla tiranlar döneminde bile eþine rastlanmayan kanunlar çýkarmaktadýrlar. Kanunlara göre hareket edeceklerine, heva ve heves edalý hareketlerine göre kanunlar hazýrlamakta ve bütün bunlarý yaparken irticâ maskesinin ardýna saklanmaktadýrlar. Bu itibarla, þüphe götürmeyen bir gerçek vardýr ki; irticâ küfrün takýyyesidir; gericilik yaygaralarý dinsizliðin ve ilhadýn maskesidir.

Modern Takýyyeciler

Bildiðiniz gibi; takýyye, kendini gizlemek, olduðundan farklý görünmek, inandýðýnýn aksini söylemek ve tehlikelerden korunmak için hileli yola baþvurmak demektir. Bazýlarý, takýyyeyi müslümanlýða mal etmek isteseler de, Ýslam'da takýyye yoktur. Dinimizde, bir müslümanýn savaþ anýnda düþmanýn zülmünden kurtulmak ve canýný kurtarmak maksadýyla imanýný gizleyerek müdarâtta bulunmasý þeklinde ifade edebileceðimiz, “Ýllâ en tettekû minhum tükâh - Ancak onlar tarafýndan gelebilecek bir tehlike olursa baþka!” (Âl-i Ýmran, 3/28) hakikatýna baðlý bir disiplin var ise de, Þiilik'te söz konusu olan takýyyenin müslümanlýkta yeri yoktur. Takýyye, Þii anlayýþýnda, özellikle de Ýran Þiiliðinde bir esastýr; dolayýsýyla, Anadolu'daki saf Alevî vatandaþlarýmýz da takýyye bilmezler.

Fakat, Fars Þiiliðinde, “Sizden olmayanlarý ve sizin çizginizde bulunmayanlarý aldatmadýktan sonra hakîkî müslüman olamazsýnýz” manasýnda bir takýyye mevcuttur ki, onun menþeini de Sünnî bir atmosferde yetiþmiþ olan Ýmam Cafer-i Sadýk hazretlerine isnat ederler. Doðrusu, Ýmam Cafer gibi müstakim bir insanýn, böyle çarpýk bir düþünce ifade edeceðine inanmak mümkün deðildir. Kaldý ki, Hazreti Ýmam böyle bir cümle söylese bile, Allah Resulü “Aldatan bizden deðildir” buyurmuþtur.

Bu itibarla, Ýslam'da böyle bir takýyye yoktur; yoktur ama günümüzde takýyyeyinin katmerlisi yapýlmaktadýr. Camideki müslümana “müslim” yerine “mürtecî” diyen, Cenab-ý Hakk'ýn kemale erdirdiði ve insanlar için yegâne din olarak seçtiði Ýslam'ý ya da onun bazý emirlerini “fundamentalizm” ve “gericilik” þeklinde karalamak isteyen kimseler bu çaðýn en sinsi takýyyecileridir. Evet, bir kere daha ifade etmeliyim ki, “mürtecî, gerici, yobaz” türünden isnatlar belli bir kesimin takýyyesidir; bu çirkin yakýþtýrmalar, hileli bir oyunun maskesidir.

Ýrtica Paranoyasý

Peki, bazýlarý neden þimdilerde bir kere daha böyle bir takýyyeye ve hileli oyuna baþvuruyorlar?

Evvela; Türkiye'de istikrar havasýnýn hâkim olmasýný istemiyor; emareleri görülen huzur ve güven atmosferini çekemiyor; bu istikametteki olumlu bazý geliþmeleri ve yararlý icraatý hazmedemiyor; geliþme hesabýna katedilen mesafelerden rahatsýzlýk duyuyor ve demokratikleþme adýna atýlan adýmlarýn önünün alýnmasý gerektiðini düþünüyorlar. Çünkü, millet için çok müsbet sayýlan bu türlü ilerlemeleri kendi ikballeri açýsýndan birer tehlike olarak görüyor; makam ve mevkilerinden ayrýlma ve çýkarlarýndan olma telaþý yaþýyor, kaybetttikleri koltuklarý tekrar elde edememe endiþesiyle doluyorlar. Bunlarýn hepsini ayný çizgide mütalaa etmek doðru olmasa bile, çoðu itibarýyla bohemce bir yaþayýþa ve serâzat bir hayat tarzýna alýþmýþlar. Yapýp ettiklerini çirkin bulacak kimselerin çoðalmasýný rahatça davranmalarýna ve keyiflerince yaþamalarýna mâni kabul ediyorlar. Daha sonra da bu nefsânî ve þeytânî hislerine fikir libasý giydirerek “Ýrtica tehlikesi var; mürtecîler bizi çaðlar ötesine götürecekler. Bunlar, lâik sistemi devirecek, toplumun hayat tarzýný deðiþtirecek, çarþý-pazara müdahale edecek ve ülkeyi bizim için yaþanmaz hale getirecekler!” türünden yâvelerle baðýrýp duruyorlar. Bu asýlsýz iddialarý o kadar çok dile getiriyor ve tekrarlýyorlar ki, kendi hilaf-ý vâkî sözlerine zamanla kendileri de inanmaya baþlýyor, sonunda tam bir irticâ paranoyasýna tutuluyor ve kendilerinden baþka herkesi rejim düþmaný görme ruh hastalýðýna dûçar oluyorlar.

Diðer taraftan, bu asýlsýz düþünceler sürekli empoze edildiðinden ve bazý medya organlarý adeta mürtecî avcýlýðý yaptýðýndan dolayý, bir kesim “irticâ var” dediði zaman, bu iddia hemen baþkalarýný da harekete geçiyor. Çünkü, irticâ adlý heyula mesnetsiz isnatlarla zihinlerde her gün biraz daha þiþirile þiþirile öyle bir hal alýyor ki, bir kesimin okumuþu da, aydýný da, batýya açýk olaný ve kendi deðerlerini korumak þartýyla dünyayla entegrasyona sýcak bakaný da onu büyük bir tehlike görmeye baþlýyor. Maalesef, toplumda onca bilgi birikimine ve okumuþluðuna raðmen bu türlü iddialarýn perde arkasýný anlayamayacak, hatta iþin içinde baþka hesaplarýn varlýðýný düþünemeyecek çok kimse var. Ýþte, pek kurnaz ve gizli hesaplar peþinde olan bazý kimseler, onlardaki bu zaafý kendi çýkarlarý istikametinde deðerlendiriyor; iþler aleyhlerine sarpa saracaðý anlarda ya da bir kýsým planlarý uygulayacaklarý her zaman diliminde bir kere daha “Ýrtica kapýda, sistem tehlike altýnda; ülke elden gidiyor!” diyerek yaygara koparýyor; bu entrikadan habersiz yýðýnlarý aldatýyor, korku sâikini kullanarak onlarý tetikliyor, bir cephe oluþturuyor ve karþý tarafý sürekli psikolojik baský altýnda tutuyorlar.

28 Þubat'ýn Mürtecîleri

Hatýrlayacaðýnýz üzere; Þubat soðuðuna denk gelen son post-modern darbe (!) evvelindeki hadiseler sýrasýnda da bir kýsým þaþkýnlar zuhur etti. Giyim-kuþamdan zikir ve ibadet tavýrlarýna kadar pek çok hal ve hareketleriyle tam bir aykýrýlýk sergileyen bazý kimseler figüre edildi. Onlara bir kýsým roller verildi; kimisi tarikat þeyhi kisvesine bürünüp medyada boy gösterdi, kimisi teokratik düzeni hâkim kýlma sevdalýsý bir gerici numarasý yaptý, kimisi mürtecîlerin aðýna düþürülüp kandýrýlmýþ bir kurban rolü oynadý ve kimisi de karanlýk güçler tarafýndan kiralanan bir tetikçi, silaha sarýlýp elini kana bulayan bir kanlý kâtil olmasýna raðmen, irticâ piyesinde “Allah'ýn ordusu”nun sadýk bir eriymiþ gibi sahne aldý. Bütün figüranlar rollerini öyle gerçekçi ortaya koydular ki, hemen herkes oynananýn bir oyun olduðunu unutup sahiden ülkenin elden gittiði zehabýna kapýldý.

Sonrasý malum.. masum dindarlarýn üzerindeki baskýlar arttýrýldý.. batý stilinde çalýþma sistemleri oluþturuldu; günahsýz vatandaþlar fiþlendi, en tabiî haklarýndan edildi. Müslümanlýðýný doðru dürüst, samîmâne ve en güzel biçimde yaþamaya gayret gösteren insanlar potansiyel birer terörist gibi gösterildi. Dahasý, bu yapýlanlarýn bütün faturalarý sürekli bazý kimseler adýna kesildi ve toplum yapýsýný ayakta tutan esaslarý sýyanet vazifesiyle muvazzaf kesim manipüle edildi. Millet, onlarý Demokles'in kýlýcý gibi hep tepesinde hissetti, ürktü, korktu, sindi ve evrensel haklarýndan bile vazgeçti.

Gerçi, sayýlarý çok az da olsa, bazen toplum fertleri arasýnda her þeyi reddeden ve herkese “caný cehenneme” diyen kimseler de bulunabilir. Bunlar, ilim, fen ve teknolojiyi gereksiz, hatta zararlý görmeleri itibarýyla bir manada gerici de sayýlabilirler. Bazý varoluþçularýn “Ýlim de teknoloji de yerin dibine batsýn!” dedikleri gibi, bunlar da ilim ve teknolojinin, fen ve felsefenin karþýsýnda olabilirler. Fakat, bu türlü insanlar, hem sayýlarý itibarýyla çok azdýr, hem heyet-i umumiyeye karþý çýkacak ve genel âhenge tesir edecek güçte deðillerdir; hem de samimi müslümanlar tarafýndan da dýþlanmýþ ve umumi tablonun haricinde kalmýþ kimselerdir. Heyhat ki, o karanlýk dönemde bu gerçek gözardý edildi; bir kaç aykýrý misal ard arda sýralanýnca ve toplumun genel halini asla yansýtmayan birkaç kare yan yana getirilince sahiden bir irticâ tehlikesi varmýþ gibi gösterildi ve bu mevhum tehlike bir psikolojik harp silahý olarak istimal edildi.

Evet, iþin bir psikolojik savaþ olma yaný var ve irticâ yaygaracýlarý 28 Þubat'tan önce yaptýklarý gibi, hemen her zaman onu büyük ölçüde tehdit, þantaj ve yýldýrma malzemesi olarak kullanýyorlar. Millet adýna hayýrlý faaliyetlerde bulunacak insanlarý gericilikle suçlayýp sindiriyor ve önlerini kesiyorlar. Mürtecîlikle itham edilen taraf pusunca, onlar bu fýrsatý ganimet biliyor; ya ezici bir kanun çýkarýyorlar veya karþý tarafý bütün bütün felç ediyorlar.

Mü'mine “Dinci” Diyenler “Dinsiz” mi?

Saniyen; ben, iyi bir mü'min olduðum iddiasýnda deðilim; fakat, Allah'ýn varlýðýndan ve ahiretin mevcudiyetinden hiç þüphe etmedim. Bir gün hesap vereceðim hususunda asla þüpheye düþmedim. Ýþte þimdi, öyle bir þüphesizlik mülahazasýna baðlý olarak, kalbim gibi bilerek ve eðer farklý mülahazalarla bir þey ifade ediyorsam Allah'a hesab vereceðime çok iyi inanarak diyorum ki; vallahi, billahi, tallahi, bunlar irticâ tehlikesinden bahsediyorlar ve irticâya baðladýklarý insanlara da mürtecî diyorlar.. ama aslýnda müslümanlýðý kastediyorlar. “Radikal müslüman” derken de, “aþýrý dinci” diyerek sadece bir kesimden söz edermiþ gibi yaparken de aslýnda bizzat Ýslam'ý hedef alýyorlar. Çünkü, Ýslam'ýn aþýrýlýðý olmaz.. müslümanlýk bütün aþýrýlýklara karþý orta yolu tutan ilâhî bir sistemin adýdýr.. Ýslam, sevdirme ve kolaylaþtýrma esaslarýyla gelmiþ, ifrat ve tefritin kökünü kesmiþ ve bütün insanlara güçlerinin yeteceði sorumluluklarý yüklemiþ fýtrata en uygun Allah'la münasebet sisteminin adýdýr.

Ýslam dinini kabul edip onun emirlerini uygulamaya çalýþan herkes –kalbleri sadece Allah bilir– Kitap ve Sünnet açýsýndan mü'min, müslüman ve dindardýr. Onlarý, bundan baþka herhangi bir isimle ya da unvanla anmak ise, en hafif ifadesiyle saygýsýzlýktýr. Bizim terminolojimizde, “Ýslam”, “müslüman”, “dindar” tabirleri vardýr; ama, dine hasým kimseler tarafýndan kasýtlý olarak dilimize sokuþturulan ve cahillerin kullandýðý “Ýslâmcý” ve “dinci” gibi ifadeler yoktur. Dine göre, günah iþleyen bir Müslüman günahkâr olsa da yine mü'mindir; Ýslâm esaslarýný inkâr etmemek þartýyla, onlardan bazýlarýný terk etse de yine müslimdir. Bu itibarla, bazý dinî vecibelerini yerine getirmeyen kimselere “küfürcü”, “dalâletçi”, “fýskçý”... demek münasebetsiz olduðu gibi, dini bütünüyle yaþamak isteyene “Ýslâmcý” veya “dinci” demek de en az o kadar saygýsýzca bir ifadedir.

Ýrticâ'nýn Hedefi Ýslam ve Müslümanlar

Bu açýdan, irticâ çýðýrtkanlýðý yapan kimseler, þayet cahil, bilgisiz ve manipüle edilmiþ insanlar deðillerse, demek ki, irticânýn gölgesine sýðýnarak bizzat müslümanlýðý hedef alýyorlar. Bunlar, Ýslam'a açýktan açýða saldýrmak ve müslümanlýða karþý düþmanlýklarýný izhar etmek istemiyorlar. Çünkü, halkýn yüzde doksaný Ramazan-ý þerifte oruç tutuyor; milletin yüzde sekseni en azýndan Cuma namazý kýlýyor; insanýmýzýn yüzde elliden fazlasý günde beþ vakit namazýný eda ediyor. Eline birazcýk imkan geçen hemen herkes Hac vazifesini yerine getirmek için yollara düþüyor. Hatta þimdilerde aristokrat sýnýftan bazýlarý ayrý olarak ve aristokrasi mülahazasýný koruyarak gidiyorlar, yol boyunca baþkalarýna karýþmýyorlar. Fakat, gidiþlerine nazaran çok farklý bir ruh haletiyle dönüyorlar; “Gönlümüz fetholdu, ruhumuz doydu!” diyorlar. Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz'in viladeti münasebetiyle salonlar þenleniyor, hatta stadyumlar doluyor; mevlitler okutuluyor ve binlerce gül daðýtýlýyor. Gayet masum ve gayet yumuþak programlar yapýlýyor; oldukça derin ve pek samimi hisler dile getiriliyor ve âdetâ daðýtýlan o güllerin kokusuyla beraber müslümanlýk da herkesin ruhuna siniyor. Ýslam kendi güzeliðiyle ve o yenilmez gücüyle gönüllere giriyor.

Dahasý, Hristiyanýndan Yahudisine, Budistinden Brahmanistine kadar yabancý ilim adamlarýndan ve ilahiyatçý temsilcilerden yüzlercesi “Müslümanlýk çok farklý.. hayatýn her alanýyla alakalý bütün ihtiyaçlara cevap veriyor. Ýnsanýn arzularý, istekleri ve beklentileri adýna hiçbir boþluk býrakmýyor. Bundan dolayý, Ýslam'ý yok saymak, Hazreti Muhammed'i görmezlikten gelmek ve Kur'an'a karþý lâkayt kalmak bir insan için çok büyük bir nakîsedir.” diyorlar.. diyor ve aklý baþýnda bu insanlarýn kimisi Ýslam'la þerefleniyor, kimisi ona karþý derin alaka duyuyor, kimisi onun fahrî müdafii oluyor ve onunla þöyle-böyle tanýþan herkes hiç olmazsa önyargýlarýndan kurtulup dostlar arasýna giriyor. Onlardan biri Kur'anla azýcýk meþgul olunca, “Allah Allah, biz þimdiye kadar müslümanlýðý böyle bilmiyorduk; demek ki, yanlýþ tanýmýþýz, þartlanmýþlýklarýmýza takýlmýþýz. Meðer, Ýbrahim'in baþýna Halîlullah tacýný konduran, Musa'yý Kelîmullah olarak tanýtan, Süleyman'ý asýl peygamberlik tahtýna oturtan ve Ýsa'yý Kelimetullah diye anlatan bizim elimizdeki metinlerden daha çok Kur'anmýþ!..” diyor ve ondan ayrý geçen yýllarýna üzülüyor, âh çekiyor.

Ýþte, böyle bir atmosferde, bazý kimseler, Ýslamiyeti ve müslümanlarý hiç sevmeseler bile, doðrudan “En büyük tehlike Ýslam ve Müslümanlardýr” demeye cesaret edemiyorlar. Öyle açýkça saldýrmak suretiyle müslümanlýk unvanýyla onca insaný karþýlarýna almayý kendi menfaatleri açýsýndan zararlý buluyorlar. “Ýrtica” yerine “Ýslamiyet” dedikleri zaman, camiden çýkan herkesin “zafer iþareti” yaparak “Ben de müslümaným” demesinden korkuyorlar. Dolayýsýyla, Ýslam'ýn aydýnlýk ikliminde boy atan güzellikler karþýsýnda kendi çirkin ruhlarý zaviyesinden rahatsýzlýk duyan ve müslümanlar hakkýnda cibillî olarak kötü duygular besleyen böyle kimseler, Ýslam'ý ve müslümanlarý açýktan açýða karalayamayýnca takýyye yapýyor, dolambaçlý yollara sapýyor ve akla-hayale gelmez entrikalarla dini-dindarý baský altýnda tutmaya çalýþýyorlar.

Beyhude Yorulmayýn, Kapýlar Sürmeli...

Fakat, kanaatimce, onlarýn unuttuklarý bir husus var: Artýk bu millet bundan ikiyüz, üçyüz sene evvelki millet deðil. Günümüzün insanlarý okuyor, anlýyor, tahlil ve terkiplerde bulunuyor, analiz ve sentezler yapýyor ve araþtýrýp iyice öðrendikten sonra inanýyorlar. Evet, bugünün mü'minlerinin imaný taklidî deðil; onlar, bir ideolojinin peþine takýlýp körü körüne onun ardý sýra yürümüyorlar. Tekvinî emirleri okumak ve teþriî disiplinlere dikkat etmek suretiyle bilerek dini benimsiyor ve ona bütünüyle teslim oluyorlar. Ýslam'ýn ulvî hakikatlerini öyle kabulleniyorlar ki, baskýlar karþýsýnda dinden vazgeçmek bir yana, cenderelerin içine konsalar, canlarý çýkacak þekilde sýkýþtýrýlsalar, hatta idam sehpalarýna çýkarýlsalar da, yine Abdullah ibni Hüzafetü's Sehmî, Habbab b. Eret ve Bilal-i Habeþî efendilerimiz gibi “Ehad, ehad” çýðlýklarýyla “Allah birdir; hakiki ma'bud, hakiki mahbub, hakiki matlup sadece O'dur” hakikatýný seslendirmeye âmâde bulunuyorlar.

Bu açýdan, irticâ dellallarýna samimi bir nasihatte bulunmak istiyorum: Beyhude yorulmayýn, çeþit çeþit oyunlar oynasanýz ve bir sürü entrikalar çevirseniz de bundan sonra umumî efkârý ifsâd edemezsiniz. Artýk herkes irticâ ile ne kastettiðinizi biliyor, onunla neyi hedeflendiðinizi fark ediyor ve siz ne yaparsanýz yapýn millet hangi kýbleye yönelmesi gerektiðinin þuurunda, yoluna devam ediyor. Bundan sonra, despotizmayla, tiranlýkla ve kaba kuvvetle halký kendi anlayýþ çizginize çekmeniz mümkün deðildir; medenî insanlar karþýsýnda kaba kuvvet hiçbir iþe yaramayacaðý gibi arkada bir sürü de nefret býrakacaktýr. Þayet, siz kendinizi sevdirmek, hatta savunduðunuz sistemin þirin olduðunu göstermek istiyorsanýz, herkese karþý yumuþakça, mülâyemetle, hoþgörüyle ve engin bir kucaklayýcýlýk içinde davranmalýsýnýz. Unutmamalýsýnýz ki, millet kendi deðer ölçülerine saygý göstermeyen kimselere hürmet ve muhabbet nazarýyla bakmaz. Eðer, saygý ve sevgi mukabelesi görmeyi diliyorsanýz, tarihe yüz karasý olarak geçmek ve nefretle anýlmak istemiyorsanýz, meseleyi gönülleri fethetmeye baðlamalý, halkýn deðerleriyle asla çatýþmamalý, onlarýn duygu ve düþüncelerine kýymet vermeli ve milletin inançlarýna saygýlý olmalýsýnýz.

Ýrtica Çýðýrtkanlarý Sadece Nefret Uyarýyor

Zannediyorum, bazýlarý kendi insânî telakkîleri açýsýndan bu mülahazalarýma saygý duysalar da, bu sözler bir kýsým kimselerin bir kulaðýndan vurup öbür kulaðýndan çýkacak ve ihtimal onlarý çok rahatsýz edecek. Hatta belki beni oyunbozanlýk yapmakla levmetmeye de kalkacaklar; “Bu niye bizim takýyyemizi fâþ ediyor.. “irticâ” perdesinin gerisinde iþlerimizi ne güzel götürüyorduk; kovanýmýza neden çomak sokuyor?” deyip homurdanacaklar. Oysaki, “En ummadýðýn keþfeder esrar-ý derûnun / Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanýrsýn!” diyen Ziya Paþa adeta bugünün Anadolu insanýnýn bilgeliðine iþaret etmiþ gibidir. Sözlerime kulak vereceklerini bilseydim, irticâ paranoyasýna tutulmuþ kimselere bu sözü hatýrlatýr ve herbirine derdim ki: Gel, bu milleti hafife alma; sen irticâ çýðýrtkanlýðý yaparken halkýn sana inandýðýný sanma. Bu millet artýk kimin kim olduðunu ve neyin ne ifade ettiðini çok iyi biliyor; senin o kelimeyi kullanýrken ne kasdettiðini de pekâlâ anlýyor. Þu çirkin yakýþtýrmalarýnla halk nezdinde sadece nefret ve tiksinti uyarýyorsun. Oysa ki, senin de sevilecek ve takdir edilecek yanlarýn var. En azýdan insansýn; eþi–menendi yaratýlmamýþ abide bir canlýsýn ve mahiyetin itibarýyla meleklerden de ulvî aziz bir varlýksýn. Dolayýsýyla, Allah'ýn yarattýðý o kýymete uygun sözler söylemeli, ona göre bir kýsým davranýþlarda bulunmalý, kendi deðerlerini ayaklar altýna almamalý, halk nezdinde maskara olmamalý ve bir nefret heykeli haline gelmemelisin.

Müsadenizle bu konudaki sözlerimi fakirden daha önce de duyduðunuz bir dua ile noktalamak istiyorum: Allahým, önümüzdeki yollar sarp ve yokuþ.. her köþe baþýnda bir sürü gulyabâni gayýzla gerilmiþ hücûm âný ve hücûm bahanesi bekliyor; dillerinde, irticâ, gericilik, teokrasi ve fundamentalizm, ellerinde gücün her çeþidi ve hayallerinde bin bir entrika.. eðer biz onlarýn dediði gibi dine, dünyaya, ilme ve geliþmeye karþý isek, Sen bizi bu sapýklýktan halâs eyle!.. Liyakatýmýz yoksa, yollarýn mütedeyyin, mütemeddin, müterakkî ve ilim aþýðý insanlara açýlmasý için bizleri huzuruna al ve yollarý aç! Yok karþý taraf yanýlýyorsa, içlerinde salâha açýk ruhlardan hidayetini esirgeme! Temerrüt ve din düþmanlýðýný meslek edinenlerin de birliklerini boz! Düzenlerini baþlarýna yýk! Yurtlarýna-yuvalarýna feryat sal! Ve bütün inananlarý, kapýnýn sadýk kullarýný, bu karanlýk düþünce, karanlýk ruh ve kara seslerin, gayretine dokunduðuna inandýðýmýz tecavüzlerine, tahkirlerine, tezyiflerine ve plânlarýna karþý koru!..

Yorum (1)Add Comment
Comments 10 442
Yorum Yazan Ashley 044211, Eyll 10, 2008
nice1ee http://19.catty.az.pl/172.html | hope for women jewelry watches
-http://250.gymnophiona.az.pl | discount 14 kt gold ladies watches
- consumer credit repair
- you hire me i want to work from home
- airline tickets to las vegas,nv
- options for buying airline tickets
- cheapest delta flights to rio de janeiro
- free programs to work from home
-

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< nceki   Sonraki >
 
 
 
 
Son Haberler
Çok Okunan Yazýlar

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede
Son Eklenenler

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com