Cumartesi, 22 Kasm 2008
 

  Anasayfa


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kur'an Bahçesinin Rengârenk Çiçekleri Yazdr E-posta
Ýman hakikatlerine tercüman olma ve dinî deðerleri anlatma gayretindeki insanlar, bu vazifeyi eda ederken kullandýklarý üslubu sürekli gözden geçirmeli; her gün farklý bir doðumun sancýlarýyla kývranýp durarak yeni yeni usuller geliþtirmeli ve muhataplarýnýn karþýsýna her zaman sürpriz argümanlarla çýkmaya çalýþmalýdýrlar.
Ýþin özündeki saffeti korumak þartýyla, meseleleri hâlihazýrdaki düþünce ve irfan ufku açýsýndan yorumlamalý ve geçmiþten süzülüp gelen deðerleri düne göre daha yeni, daha berrak ve daha cazip bir yolla sunmalýdýrlar. Hep ayný þeyleri tekrar etmek suretiyle en parlak hakikatleri bile matlaþtýrma gibi bir yanlýþa asla düþmemeli; onlara her an ayrý bir buud ve zenginlik kazandýrmalýdýrlar. Nasýl ki, güzel güfteler farklý insanlar tarafýndan türlü türlü bestelenmekte ve farklý farklý icrâ edilmektedir; aynen öyle de, hak ve hakikati ilk günkü tazeliðiyle insanlara sunmanýn yolu da, onu ilan ederken her defasýnda deðiþik bir naðme tutturmak ve yeni bir besteyle o güfteye ayrý bir mana katmaktýr.

Ýçinde çeþit çeþit aðaçlar, renk renk meyveler ve bayýltan kokularýyla desen desen çiçekler bulunan muhteþem bir bahçe düþünün. Öyle heybetli aðaçlarý, o denli tatlý meyveleri ve o kadar güzel çiçekleri ilk defa gören bir insan o bahçeye girse, elbette ki bir aðaçtan öbürüne koþacak, her daldan baþka bir meyve koparacak ve her çiçekten farklý bir koku alacaktýr. O, el uzattýðý her þeyi yepyeni bulacak, bu orijinalitenin þahlandýrmasý ve coþturmasýyla ruhunda sürekli yeni renk, yeni tat ve yeni kokularýn heyecanýný duyacaktýr. Dolayýsýyla da, orada kat'iyen bir ülfete düþmeyecek ve asla bir býkkýnlýk yaþamayacaktýr.

Nitekim, Cenâb-ý Hakk'ýn kudretinin tam tecellî edeceði öbür âlem anlatýlýrken, onun da insaný daima canlý tutan bir sürprizler diyarý olduðu vurgulanmaktadýr. Kur'an-ý Kerim, mü'minler için hazýrlanan Cennetleri tarif ederken, “Orada ne zaman, kendilerine bir þey ikram edilse, “Bu, daha önce de dünyada yediðimiz bir þey!” diyecekler; fakat o, dünyadakilerin aynýsý olmayýp, benzeri olarak kendilerine sunulacak.” (Bakara, 2/25) buyurmaktadýr. Ýlahi beyandaki “Ve utû bihî müteþabiha” (dünya meyvelerinin aynýsý deðil, benzerleri verildi) ifadesi böyle bir yenilenmeyi ve birbirini takip eden sürprizleri nazara vermektedir. Evet, bazý yönleri itibarýyla dünyadakilere benzese bile aslýnda ilk defa sunulan, tatlarý önceden bilinmeyen ve tahmin bile edilemeyen o Cennet meyveleri kesintisiz bir surette ehl-i Cennetin iþtahýný kabartacaktýr.

Derinliðe Açýlmak Ýçin Yenilik ve Duruluk

Ýþte, o muhteþem bahçede ve mü'minleri bekleyen o Cennetlerde söz konusu olan yenilenme ve tazelenmelere benzer þekilde, hak ve hakikati anlatma hususunda da insaný ülfetten ve býkkýnlýktan uzak tutacak yeniliklere, farklý renk, farklý tat ve farklý þivelere ihtiyaç vardýr.. tazeliðini devamlý koruyan deðerleri her zaman dikkat çekici þekilde ve kendi cazibedar halleriyle sunabilmek için yeni besteler ve farklý üsluplar gerekmektedir.

Evet, tarih boyunca hemen her hareket, mebde'deki tazelik, duruluk ve orijinalliði ile geliþip boy atmýþ, büyüyüp yayýlmýþ ve nihayet müntehadaki derinliðine ulaþmýþtýr. Ýslam'ýn ilk senelerinde ve gönüllere taht kurduðu dönemde Sahabe efendilerimizde görülen coþku, heyecan ve kabýna sýðmama halinde de bu tazeliðin ve yeni oluþun tesiri çok büyüktür. O devirde her gün sürpriz bir ilahi emirle karþýlaþan, yepyeni ayetlerin indiðine þahit olan ve Ýslam'ýn baþka bir esasýyla tanýþan ashâb-ý kirâm, bunlarýn herbiriyle yeni bir derinliðe daha açýlmýþlardýr. Onlar hiçbir zaman yakaza halinden uzaklaþmamýþ ve temkinli tavýrlarýný bir an bile kaybetmemiþlerdir ama gördükleri ilahî güzellikler karþýsýnda sanki bir nevî mest ü mahmur yaþamýþlardýr. Mazhar olduklarý nimetler sayesinde kendilerini sýra sýra aðaçlar, çeþit çeþit meyveler, renk renk çiçekler, þakýr þakýr akan ýrmaklar, çaylar... arasýnda dolaþýyor gibi hissetmiþlerdir. Adeta daha dünyadayken Cennet bahçelerine girmiþ ve ebedî saadetle dudak dudaða gelmiþ gibi bir hal sergilemiþlerdir. Cennetin izdüþümünde bulunuyormuþçasýna bir ömür sürdükleri için de hayatý rahatlýkla istihkâr edebilmiþ ve o gölgenin hakikatýna ulaþacaklarý mülahazasýyla her anlarýný deðerlendirerek etemmiyete, ekmeliyete ve rýdvana ulaþma hesabýna çok güçlü sâikleri arkalarýna almýþlardýr.

Bu açýdan, günümüzde de hak ve hakikati muhtaç sinelere gerektiði ölçüde duyurabilmek için, onlarý yeni bir sedâ, yeni bir söz, yeni bir eda, yeni bir üslup ve yeni bir icrâ ile ortaya koymak gerekmektedir. Þu kadar var ki, bazý mana ve muhtevalarý yeni bir yolla sunmak, kat'iyen fantezi ve lüks peþine düþmek olarak anlaþýlmamalýdýr. Zira, temsil ettiðimiz hakikatlerin derinliði ve öz deðerlerimizin renkliliði fantezilere ve lükslere ihtiyaç býrakmayacak kadar bizi her þeyden müstaðnî kýlacak mahiyettedir. Dolayýsýyla, yeni bir ses, yeni bir eda ve yeni bir üslup ortaya konulurken, mesele Kur'an'dan öðrendiðimiz “tasrif” çerçevesinde ele alýnmalýdýr.

Tasrif: Evirip Çevirip Yeniden Ama Kendi Orijinalliðiyle Anlatma

Tasrif, bir þeyi evirip çevirerek deðiþik þekillere koymak demektir. Arapça dil bilgisi açýsýndan bir kelimenin veya fiilin farklý zamanlara göre söyleniþine ve bazý kaideler çerçevesinde kelimenin þeklinin deðiþtirilmesine de tasrif denmektedir. Kur'an-ý Kerim'in bir üslubu olarak ise; “tasrif”, ulvi hakikatlerin ve ilahi emirlerin türlü türlü vesilelerle farklý zaviyelerden ele alýnarak güzelce açýklanmasý; merhum Elmalýlý'nýn ifadesiyle, ayný anlayýþýn, ayný haberin, ayný müþahedenin bir bediî sanat ile þekilden þekle, sûretten sûrete, nazýmdan nazma, çeþitli ve pek çok âyetlerle anlatýlmasý ve bazen de çok çeþitli âyetlerin bir âyete dökülüp kýsa ve özlü bir sözle ifade edilmesi.. manasýna gelmektedir.

Evet, Kur'an-ý Kerim, bazen deðiþik tenbih ve ihtarlarla gönüllere havf ve haþyet duygusu salar; bazen de iltifat ve müjdelerle kalblere reca hissi doldurur; kimi zaman insaný uzayýn enginliklerinde gezdirir, kimi zaman da onun nazarýný kendi gönlüne ve vicdanýna çevirir; akla ve mantýða seslendiði ayný anda kalbe ve hissiyata da hitap eder. Mesela, Hazreti Musa (aleyhisselam)'ýn hayatýna dair bazý hadiseleri defalarca hatýrlatýr; fakat, her hadiseyi hemen her zaman farklý bir üslupla aktarýr; surelerin umumi havasýna ve o hadisenin ele alýndýðý yerdeki diðer ayetlerin muhtevasýna göre deðiþik bir dil kullanýr. Ayetin siyak ve sibakýný (öncesini ve sonrasýný) nazar-ý itibara alarak meseleleri baþka baþka kelimelerle dile getirir. Böylece, ayný mana ve muhtevalarý farklý þekillerde ifade ederek, hem akla hem de kalbe sözünü dinletir; hem mü'mini hem de kafiri dize getirir; hem çok okumuþ bir alime hem de mektep yüzü görmemiþ bir kimseye derslerini verir.

Cenâb-ý Allah mealen, “ Biz bu Kur'ân'da, insanlar için her türlü misal ve öðüdü, farklý üsluplarla tekrar tekrar ifade ettik. Fakat pek çoðu bunlarý anlamadý.” (Kehf, 18/54) buyurarak böyle bir tasrife dikkat çekmektedir. Yaðmurun, deðiþik mevsimlerde farklý yerlere çeþit çeþit þekillerde yaðmasý; bazen ince ince çiselemesi, bazen de kar ve dolu halinde düþmesi, kimi zaman topraðý sulayýp bereket kaynaðý olmasý, kimi zaman da sele dönüþüp her þeyi yýkýp geçmesi gibi, Kur'an'ýn hakikatleri de muhatabýn durumuna, yer aldýðý surenin genel atmosferine ve öncesine-sonrasýna göre farklý þekillerde seslendirilmektedir; bazen bir meltem gibi ruhlarý okþamakta, bazen de yýldýrým ve gök gürültüsü olup kalblere ürperti salmaktadýr. Zaten, yaðmurun o deðiþik halleri “tasrif” kelimesiyle dile getirildiði gibi, Kur'an'ýn bu farklý üslubu da ayný kelimeyle ifade edilmiþtir.

Evet, Kur'an, hak ve hakikati farklý þekillerde ve deðiþik kalýplarda sunarak insanlarda her zaman yeni bir heyecan uyarmaktadýr. Beyan-ý ilahînin bu üslubuna sýk sýk vurguda bulunan Merhum Allâme Hamdi Yazýr'ýn yaklaþýmýyla, Kur'an'da her mânâ, kâh bir ses olup kulaklarda çýnlar, kâh bir nakýþ olup gözlerde parýldar. Bu ses, bu nakýþ, kâh geçmiþleri çekip getirir, kâh geleceklere alýp götürür; kâh bir nimetin cazibesi ile insanýn iþtihasýný kabartýp iradeleri kamçýlar ve kâh bir nikmet endiþesiyle onun içine korkular saçarak kötülüklerden uzaklaþtýrýr; bir ses naðmeden naðmeye, duraktan duraða çeþitli keyfiyetler içinde dizilir, kulaklara dökülür; çeþitli þekiller kazanýp göz önüne konulur. Daha sonra bütün bunlar ayný mânâ ile bir þuur, bir idrak, bir nur olup kalblere iner; derken o þuur ve idrak o kalbden yine ayný mânâ ile hareket eder, nefis ve beden tezgahýndan geçerek birbirine benzer þekillerde ve çeþitli keyfiyetlerde birer fiil olarak ortaya çýkar. Ýlm-i ilahîde m azmun ve mefhum itibarýyla ayný olan hakikatler, yine ilm-i ilahîde tercihi yapýlan kalýplar içinde arz-ý endam eder. Bu suretle, anlatýlan hadisenin hem siyak ve sibak açýsýndan ifade ettiði mana derinlemesine ruhlara duyurulmuþ hem de ayný kýssayý bir kere daha okuyan ve dinleyen insanlarýn býkkýnlýk hissetmemeleri saðlanmýþ olur. Böylece Kur'an, tasrifin hasýl ettiði tazelik ve yenilik sayesinde muhataplarýný her defasýnda daha farklý iklimlere alýr, götürür.

Þahýslara ve Ruh Haletlerine Göre Farklý Üslup

Ayrýca, insanlar tabiatlarý ve istidatlarý açýsýndan farklý farklý yaratýlmýþlardýr. Tasrif, aralarýnda farklýlýklar bulunan insanlara Cenâb-ý Hakk'ýn rahmet tecellî dalga boylu bir teveccühüdür. Allah Teala, hadiseleri, hak ve hakikatleri, emir ve nehiyleri, tembih ve teþvikleri, maruf ve münker çerçevesinde zikrettiði hususlarý çok çeþitli kýyafetler içerisinde, çok farklý kalýplarda ve deðiþik hitap tarzlarýyla ifade ederek farklý istidatlardaki bütün insanlarýn istifade etmesine zemin hazýrlamýþtýr. Vahyi alma ve anlama bakýmýndan bir Peygamberin özel donanýmý ile kendisine anlatýlan bir hususu anlamakta zorlanan herhangi bir insanýn durumu bir deðildir. Fakat, Cenâb-ý Hakk'ýn mesajý ikisini de muhatap almaktadýr. Þu kadar var ki, belki, bir Peygamber her þeyden önce Hazreti Musa'nýn, uluhiyet hakikati karþýsýndaki saygýsýný okuyup daha bir haþyetle dolarken, bir çoban da o yüce Peygamber'in asâsýna dikkat kesilip onunla meþgul olacaktýr. Bir zengin, özellikle Karun'un ve hazinelerinin akýbetini düþünüp Allah'a þükür duygularýyla dolarken, bir fakir de Hakk'ýn en sadýk kullarýnýn hangi yokluklar içinde yaþadýklarýný öðrenip ibret alarak sabra sýðýnacaktýr. Ýþte, Cenâb-ý Hak, hakikatleri öyle deðiþik kalýplar içinde anlatmýþtýr ki, her insan mutlaka onlarda kendine dair bir þey bulabilmektedir. Zira, Kur'ân ins ve cinnin bütün tabakalarýný imana davet etmektedir. Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, avâmýn en ümmîsi ile havassýn en ehassý omuz omuza, diz dize verip beraberce Kur'ân dersi dinleyip istifade etmektedir; demek ki, Kur'ân-ý Kerîm öyle bir üsluba sahiptir ki, binlerce muhtelif tabakada olan akýl, fikir, kalb ve ruh sahiplerinin hepsi onun sofrasýnda kendi gýdalarýný bulabilmektedir.

Diðer taraftan, insan ruh haleti itibarýyla her zaman bir deðildir. O yirmidört saat içinde hayat-ý nebatiyeden hayat-ý hayvaniyeye, hayat-ý hayvaniyeden hayat-ý insaniyeye, hayat-ý insaniyeden de kamil insan seviyesine seyahatler edip durmaktadýr. Ýnsan-ý kamil dediðimiz seviyenin de kendi içinde belki yüz tane izafî mertebesi vardýr. Ýþte, gün boyunca bu mertebeler arasý gidip gelen ve bu farklýlýklarý yaþayan insan, günün her saatinde hak ve hakikate ayný ölçüde yönelemeyebilir. Bu açýdan, bazen þu ayet, bazen de diðeri, kimi zaman þu üslup bir baþka zaman da öbürü onun gönlünde daha büyük tesir býrakabilir. Bugünün diliyle diyecek olursak, günün þu saatinde ayetin þu versiyonu sizin ruh haletinize daha uygun bir iksir olabilir. Günün bir baþka diliminde, deðiþik tesirler altýnda kalmýþ ve farklý mülahazalarýn bombardýmanýna uðramýþsanýz, o zaman da ayetin diðer versiyonu sizin derdinize tam derman ve yaranýza hakiki panzehir olarak imdadýnýza yetiþir. Öyle ki, siz duyduðunuz ilahi mesaj karþýsýnda “Tam bana göre, tam benim durumumu þerh ediyor!” demekten kendinizi alamazsýnýz.

Kur'an ile Tefe'ül

Bildiðiniz gibi, bir kitabý geliþigüzel açarak ilk tevafuk eden yeri okuyup ondan bir mesaj çýkarmaya tefe'ül denmektedir. Kur'an-ý Kerim'de, inançsýzlarýn anlatýldýðý ve onlarýn tehdit edildiði pek çok ayet bulunduðu için, tefe'ülünde bu ayetlerden biri çýkýnca insanýn ümitsizliðe düþme ihtimali olduðundan dolayý ve objektif bir kural olarak kabul edilemeyeceðini göstermek maksadýyla Ýslam ulemasý Kur'an ile tefe'ülde bulunmaya taraftar olmamýþlardýr. Bununla beraber, Þah Veliyullah Dihlevî gibi büyükler arasýnda Kur'an ayetleriyle tefe'ülde bulunanlar da vardýr. Þahsen, objektif bir kural gibi kabul etmesem bile, benim de sýkýntýlý anlarýmda Kur'an ile tefe'ül ettiðim olur. Kur'an'ý açýp O'na sýðýndýðým zaman, “Allah'ým, bu Senin kelamýn; ben Senin hâlâ konuþtuðuna inanýyorum. Sen bir dönemde Peygamber Efendimiz'le konuþtun.. sahabe efendilerimizle konuþtun.. Sen mekandan, zamandan münezzehsin; mekan da, zaman da Senin tasarrufun altýndadýr.. Sen her zaman konuþursun, Kur'an Senin her asra hitab eden beyanýn. Bu Kitab-ý Hakîm Efendimize, ashab-ý güzîne ve selef-i salihîne çok hakikatlerin kapýsýný açtýðý gibi bugünün insanlarýna da bazý þeyler fýsýldayabilir.” der ve bu duygularla bazý ayetlere bakarým.. dikkatimi celb eden ayeti okur ve çok defa üzerimdeki bütün kasvetleri, bütün hafakanlarý birden atarým; týrnaklarýmýn ucuna kadar yeniden hayatiyete döndüðümü hissederim.

Kaldý ki, bir hizb takib etme ve her gün Kur'an'dan bir bölüm okuyarak belli periyotlarla Kur'an'ý hatmetme daha farklý olur. Öyle inanýyorum ki, mesela her gün yarým ya da bir cüz okusanýz, okuduðunuz o bölüm içinde, Cenâb-ý Allah sizin o günkü sergüzeþt-i hayatýnýza, üzerinize akýp gelen bir kýsým hadiseler karþýsýndaki teessürlerinize, sevinç ve mutluluklarýnýza, keder ve elemlerinize dair bazý þeyleri mutlaka size ifade edecektir. Dertlerinize derman olacak bir hakikatin kapaðýný kaldýrýp onu sizin ruhunuza duyuracaktýr. Bugün okuduðunuz bölümde kapaðý kaldýrýlmamýþ ve sizin için saklý kalmýþ hakikatler olabilir; fakat, yarýn, ertesi gün ya da daha sonraki bir zaman aralýðýnda okurken, tam ihtiyacýnýz olduðu anda bu defa da o saklý kalan hakikatler size göz kýrpacak, onlarýn üzerindeki kapaklar da inayet-i ilahiye ile kalkacaktýr. Ve Kur'an size her gün bambaþka sýrlar vererek vicdanýnýza “Evet evet, bu Allah kelamý!..” dedirtecektir.. Ýþte, Kur'an'daki tasrifin bir de þahýslarýn her an deðiþen ruh haletlerine hitap eden böyle bir yaný da vardýr. O her zaman, her müracaat eden insana bir deva lutfeden bir þifa kaynaðýdýr ve bir iksirdir.

Cenâb-ý Hak'la Konuþmak

Evet, Bedüzzaman'ýn ifade ettiði gibi, “Kur'ân, kalblere kût ve kuvvet olup, tekrarý usanç deðil, halâvet ve lezzet verir; Kur'ân'ýn âyetlerinde de öyle bir kýsým vardýr ki, o kuvvetin ruhu hükmündedir, tekerrür ettikçe daha ziyade parlar, hak ve hakikat nurlarýný saçar.” Onun içinde bazý þeyler çok daha önemlidir; fakat bu, diðerlerinin önemsiz olduðu manasýna gelmemektedir; onun hakikatleri her zaman hepimiz için çok þey ifade eder. Ruhlarýn en yükseði ve þekillerin en mükemmeliyle dünyâya gönderilen insana, saadetin en idealini, yükselmenin en eriþilmezini, yaþamanýn en insancasýný gösteren ve yollarýn en doðrusuyla “insân-ý kâmil” olma zirveleri vaat eden kitap Kur'an-ý Hakîmdir. Bu açýdan, Kur'an'la sýký bir münasebet içinde olmamýz ve derin bir teveccühle sürekli ona müteveccih bulunmamýz iktiza etmektedir.

Maalesef, Kur'an-ý Kerim'i sürekli okuma alýþkanlýðýmýz olmadýðý gibi, bir de dil problemimiz var; mukaddes kitabýmýzýn dilini bilmiyoruz, kelam-ý ilahiyi anlamýyoruz. Fakat, bu hiç aþýlamayacak bir engel, asla çözülemeyecek bir problem deðil. Kur'anla daha fazla meþgul olmak ve ondan istifade etmek için bazý þeyler yapabilirsiniz. Mesela; Hanefi mezhebince tasvip edilmese bile, farzlarda olmasa da nafile namaz kýlarken Kur'an-ý Kerim'den okuyabilirsiniz. O gün okuyacaðýnýz bölümün manasýný daha önceden Suat Yýldýrým Hoca'nýn meali gibi bir kaynaktan öðrenebilir; özellikle geceleyin de Kur'an'ý yüksekçe bir yere koyarak yüzünden takip etmek suretiyle nafile namaz kýlabilirsiniz. Bir hadis-i þerife dayanarak fukaha-yý kiram demiþlerdir ki, “Bir insan Kur'ân okuduðunda, ‘ben Allah'la konuþtum' dese ve yemin etse, yemininde hânis (yeminini bozan, yalancý) olmaz.” Dolayýsýyla, siz de her gece Cenâb-ý Allah'la konuþabilirsiniz.. keþke konuþsanýz.. Cenâb-ý Hak da sizin gönlünüze mevhibeler yaðdýrsa, Kur'an'ýn sýrlarýný size açsa.. “Ýyyake na'büdü ve iyyake nestaîn”in manasýný tam duysanýz.. “Yalnýz Sana kulluk yapar ve sadece Senden yardým dileniriz” deseniz.. böyle söylerken, Biri tarafýndan duyulduðunuza tam inansanýz, O'ndan medet umsanýz. Yardým talebinde bulunurken kendisine yöneldiðiniz Zât'ýn ihtiyacýnýzý giderebileceði itminaný içinde olsanýz.. böylece, her gece Kur'an-ý Kerim'in engin dað ve ovalarýnda, bað ve bahçelerinde, cadde ve sokaklarýnda, çarþý ve pazarlarýnda dolaþýp dursanýz.. sürekli onun gülünü, reyhanýný koklasanýz.. keþke..!

Hasýlý, arz etmeye çalýþtýðým hususlara baðlý olarak, biz de Kur'anýn üslubunu esas alarak dine, millete ve insanlýða hizmet yolunda tasrif düsturunu iþletmeliyiz. Yani, Kur'anî bir üslup yakalayarak kendi zatýnda hakikaten engin, derin ve rengarenk olan deðerlerimizi kendi enginlik, derinlik ve renkliliðiyle sunmaya çalýþmalýyýz. Meselelere hep bir yenilik mülahazasýyla yaklaþýp, mahiyet itibarýyla canlý ve taze olan hakikatleri, küçük bir üslup kaydýrmasýyla ve günümüzün diliyle, onlara yakýþýr bir eda içinde çok canlý, çok yeni ve çok taze olarak takdim etme gayretinde olmalýyýz.

Yorum (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< nceki   Sonraki >
 
 
 
 
Son Haberler

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com