Cumartesi, 22 Kasm 2008
 

  Anasayfa arrow MuhabbetHane


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Madde, Tesadüf ve Kendi Kendine Olma Ýddialarý Yazdr E-posta
Evrim teorisini ilmî bir hakikatmiþ gibi sürekli gündemde tutmaya çalýþanlar, Miller'in denemelerine dayanarak, bir dönem yeryüzü þartlarýnda deniz dibinde protein yýðýlmalarý meydana geldiðini ve ortaya çýkan kimyevî reaksiyonlar neticesinde aminoasitlerin teþekkül ettiðini, bütün bunlarýn hem de kendiliðinden olduðunu iddia edebilmekte, fakat, Rusya'da Oparin'in, 20 yýl süreyle yeterince mükemmel kimya laboratuarlarýnda canlý hücre meydana getirmek için yaptýðý çalýþmalarýn sonunda, Dünyanýn en mükemmel kimya laboratuarlarýnda dahi saf kimyevî elementlerden canlý hücre yapmak mümkün deðildir." itirafýnda bulunduðunu hesaba katmamaktadýrlar.

Kaldý ki, sadece bir aminoasitin veya protein molekülünün bile tesadüfen oluþmasý için, dünyanýn þu andaki yaþýný kat kat aþan seneler gerektiði hesaplanmaktadýr. Dünyanýn þu ana kadarki ömrü, ihtimal hesaplarý içinde bir aminoasit veya protein molekülünün tesadüflerle oluþmasý için yeterli deðilse, bir canlý hücrenin oluþmasý için nasýl yeterli olabilir?

Esasen, yeryüzünde hayatýn varlýðý pek çok dengelere ve þartlara baðlýdýr. Bir defa, üzerinde yaþadýðýmýz yerküre, þu anda sahip bulunduðu bütün þartlarý haiz olmalýdýr. Biz, güneþimizden 149,5 milyon kilometre uzaklýkta bulunan bir kürenin üzerinde yaþýyoruz. Sadece bu mesafe bile, kat'iyen tesadüflere verilemez. Küremiz, 23,5 derecelik bir meyil göstermektedir. Mevsimlerin teþekkülünde en önemli sebep olan bu meyil de asla tesadüfe verilemez. Yine, küremizi çepeçevre saran atmosferi oluþturan gazlarýn % 21'inin oksijen olmasý da tesadüflerle izah edilemez. Tesadüf hesaplarýyla biliyoruz ki, bir görme özürlü yere bir iðne atsa, ardýndan atacaðý bir ikinci iðnenin öncekinin deliðine girmesine % 1 ihtimal versek, peþi peþine atacaðý 1000 tane iðnenin birbirlerinin deliklerine girme ihtimalindeki nispeti ifade için gerekli olan rakamý matematik, herhalde henüz keþfetmiþ deðildir. Halbuki, kâinatýn ve yeryüzünün tesadüflerle halihazýr vaziyetini almasý, bunun kat kat ötesinde bir nispet ve rakam gerektirir ki, buna ihtimal vermek, býrakýn ilmî bir tavýr olmayý, kat'iyen akýl kârý olamaz. James Jeans, bu konuda þöyle der:

"Sadece küre-i arzýn, (tesadüflerle) þu andaki þeklini almasý için, yeryüzündeki kumlarýn tamamýný elinize alýn ve bunlarý saçýn. Bunlarýn birinin güneþ, diðerinin yeryüzü, bunun gibi, her birinin yeryüzünü teþkil eden nesnelerden biri olarak yerli yerine gidip oturmasý hangi nispette mümkünse, yeryüzünün þu andaki þeklini almasý da, ihtimal hesaplarý dahilinde o nispette mümkündür."

Yeryüzünde hayat, sadece yeryüzünün, güneþe 149.5 milyon km mesafede ve þu andaki þekli içinde var olmasýyla bitmiyor. Atmosferin yoðunluðu, güneþ þualarýný süzmesi, meteorlarý eritmesi bir mesele; üzerindeki gazlarýn yutulmasý bakýmýndan topraðýn birkaç kademe aþaðýda veya yukarýda olmasý bir baþka mesele ve denizlerin zehirli gazlarý yutmasý da ayrý bir meseledir. Bitkiler ve hayvanlar arasýndaki münasebetler, bitkilerin gece karbondioksit verip gündüz almasý, meyveler için gerekli fotosentez hâdisesi, bir elma çekirdeðinden elma olabilmesi için, çekirdekte çimlenme, büyüme, aðaç olma, yapraklanýp çiçek açma ve meyve verme özelliklerinin varlýðýyla birlikte, bu çekirdeðin güneþ, su, hava ve toprakla tam bir yardýmlaþma içinde bulunmasý.. kýsaca, yeryüzü ve ondaki hayatýn varlýðý öylesine muhteþem ve çözülmez bir mekanizmayý, öyle bir ilim, irade, þuur ve kudreti gerektirmektedir ki, bunlarý tesadüfe, kör, saðýr, hayatsýz, þuursuz, bilgisiz maddeye veya varlýklarýn kendine vermek, ancak akýldan ve insanlýktan istifa ile mümkün olabilir.

Bir baþka misal olarak: Bir eczaneye veya ilaç fabrikasýna girelim. Bir ilaç elde etmek istiyoruz ve bakýyoruz ki raflarda, elde etmek istediðimiz ilaç dahil, her türlü ilaç için gerekli maddeler, þiþeler içinde bulunuyor. Acaba aklý olan bir insan, içlerinde elde etmek istediðimiz ilacý oluþturan maddelerin bulunduðu þiþelerin rüzgâr gibi hâricî bir tesirle veya kendiliklerinden devrilip, içlerindeki maddelerin ilaç için gerekli dozda bir araya gelerek, o ilacý oluþturabileceðine ihtimal verir mi? Kaldý ki, misalimizde ilacý oluþturacak maddeler hazýr, þiþelere konulmuþ. Burada, bu þiþelerle veya içlerindeki maddelerle tesadüflere düþen, sadece hangi ilacý istediðimizi bilmeleri ya da söylediðimizi anlamalarý, sonra da onlarýn yere düþüp boþalarak ve uygun dozda bir araya gelerek, ihtiyacýmýz olan ilacý meydana getirmeleridir.

Halbuki, varlýk tesadüflere verildiðinde veya kendi kendine oldu dediðimizde ya da tabiata veya maddeye havale edildiðinde, bu ilacý oluþturacak çeþitli maddelerin de kendiliklerinden veya tesadüflerle ya da tabiat veya maddenin yönlendirmesiyle meydana gelmeleri, bunun da ötesinde, onlarý þiþelere koyacak, sonra þiþeleri raflara dizecek, fabrikayý yapacak insanýn da, hayatdar, þuur, bilgi, irade ve kuvvet sahibi olarak yine tabiat veya madde veya tesadüfler tarafýndan ya da kendiliðinden hayat sahnesine çýkmýþ olmasý gerekmektedir. Bütün bunlarý hangi akýl kabul edebilir? Ama ne yazýk ki, varlýðý sadece Allah'ý inkâr adýna, güya ilmîlik perdesi altýnda evrime, tabiata, tesadüflere veya maddeye verenler, böyle bir hurafeye inanmaktan baþka bir þey yapmýyorlar.

Burada, þöyle bir itiraz gelebilir: Bilim, inanç üzerinde yürümez. O, kâinatta olup-bitenleri izah ve buradan çýkacak sonuçlarla geleceði kestirmek ve teknoloji üretebilmek için, objektif mu'talara (veri) dayanýr. Biz de deriz ki: Pekalâ, varlýk, apaçýk bir þuur, irade, plan, ilim, inayet ve kudret ortaya koyarken, bu sebeple de, Allah'ýn varlýðýný gösteren apaçýk deliller ortada iken, varlýðýn menþeini madde, tabiat, tesadüf, kendi kendine olma gibi hurafelerle izaha çalýþmanýn bilime kazandýrdýðý, buna karþýlýk, Allah'ý kabul edip, bundan sonra çalýþmalara devam etmenin bilime kaybettireceði nedir?

Aslýnda, býrakýn bütünüyle kâinatý, bir zerre, atom, hücre bile tek baþýna mutlak kudret, ilim ve irade sahibi Allah'ýn varlýðýna yeter delildir. Çünkü kâinat, insan vücudu gibi, öylesine iç içe ve bütün parçalarý birbiriyle, ayrýca kâinatýn tamamýyla bütünlük içinde bir birlik, bir münasebet arz etmektedir ki, kâinatý yaratamayan bir atomu yaratamaz. Gerçek ilim ehli, bunu görecek ve itiraf edecektir. Nitekim, kendisini çok takdir ettiðim Sir James Jeans'le ilgili bir hatýrayý, Pakistanlý Ýn'âmullah anlatýyor:

"Amerika'da bulunuyordum. Sýk sýk Sir James Jeans'le görüþürdüm. Bir gün sokakta giderken baktým, þiddetli yaðmur yaðýyor. Üstad, þemsiyesi koltuðunun altýnda süratle kiliseye doðru gidiyor. Sessizce hemen yanýna sýzýverdim ve "Üstad" dedim, "dalgýnsýn galiba, yaðmur yaðýyor!.. Þemsiyen de koltuðunun altýnda!" Uykudan uyandýrmýþým gibi kendine geldi. Nazarlarý çok ileriye, bizim ufkumuzun çok ötesine müteveccih, bakýþlarý çok derindi. Ýkazým üzerine þemsiyesini açtý. Beraber yürümeye baþladýk. Kiliseye gittiðini öðrenince, "Kiliseye nasýl gidebiliyorsunuz; çok kimseler, ilim yaptýkça dinden ve kiliseden uzaklaþýyorlar?" dedim. O anda çok doluydu, çok duygulanmýþtý. Soruma cevap vermedi ve "Ýn'âmullah" dedi, "yarýn evime gel; bir çayýmý içersin ve bu arada konuþuruz."

Ertesi gün evine varýp, ziline bastýðýmda, beni nur yüzlü bir çocuk karþýladý ve babasýnýn, kendi odasýnda çayýný yapmýþ, beni beklediðini söyledi. Onun iç dünyasýna girdiðim zaman, gözümde þefkatten damlacýklar, bir bulut gibi dökülmek için bir sâik bekliyordu. Yanýna oturdum, o konuþmaya baþladý. Yerin yaratýlýþýný, hayata müsait hâle getiriliþini anlattý. Allah'ýn tasarruflarýndan söz ederken coþuyor, kendinden geçiyordu. Nebülozlardan bahsetti; bu geniþ âlemde nasýl bir iradeye râm olduklarýný, mekânýn geniþlemesini, Allah'ýn bütün bu olup bitenlerdeki tasarruflarýný izah etti. Bu þekilde kâh büyük âlemdeki (makrokosmos), kâh küçük âlemdeki (mikrokosmos) hakikatleri anlatýrken, sanki, "Ýleride onlara dýþ âlemde ve kendi nefislerinde âyetlerimizi peyderpey göstereceðiz. O zaman hak ve hakikatin ne demek olduðunu anlayacaklar." (Fussýlet sûresi, 41/53) âyetinin mânâsý tecelli ediyordu. Bir aralýk öylesine doldu ki, "Ýn'âmullah, hayret ediyorum" dedi ve ekledi: "Ýnsan ilim yapar, þu feza-i ýtlaký öðrenir, derinlemesine insanýn içine girer, þu teþrihata vâkýf olur da, nasýl Allah'a inanmaz, hayret ediyorum!" Taþý tam gediðine koyacaðým aný yakalamýþtým. "Üstad (dedim) müsaade eder misin?" "Buyur" dedi ve þunu söyledim:

"Kur'ân'da bir âyet var. Rasûlüllah'a Allah þöyle diyor: "Allah karþýsýnda, kullarý içinde ancak hakkýyla âlim olanlar saygýyla ürperir." (Fâtýr sûresi, 35/28). O zaman ayaklarýnýn baðý çözülüverdi. "Bunu Muhammed mi söylüyor?" dedi ve ilâve etti: "Eðer bunu O diyorsa, sen þahit ol Ýn'âmullah, Muhammed, Allah'ýn Rasûlü'dür."

Rica ederim, bir kere düþünün! Ýnsan gibi, varlýklarýn en akýllýsý ve en kabiliyetlisi, en geliþmiþi bir varlýk, tahtaya çizdiði bir karenin ayný ebatta týpatýp aynýsýný, býrakýn bir kareyi, bir doðru parçasýnýn bile ikizini (aletsiz) çizemezken, bir aminoasit dizisi, bir protein, bir hücre, bir organizma ve iç içe organizmalar gergefinde çok komplike olan sýra ve tertiplerin kendiliðinden veya tesadüflerle gözetilmiþ ve meydana getirilmiþ olmasýna ihtimal verilebilir mi? Ve hele, bu mütedahil (iç içe) olmazlar halkasýnda hayâlen oluþturduðumuz bir aminoasit dizisini veya minik bir canlý organizmayý evrim potasýnda kaynata kaynata mükemmel organizmalar elde etme iddiasý..!

Bu mevzuda en iyimser kimseler dahi, sýrf zaman bakýmýndan, bir aminoasit dizisinin meydana gelebilmesi için dünyanýn ömrünün yetmeyeceði kanaatinde olduklarý düþüncesinde ise, iþte o zaman insanýn sorasý geliyor: Acaba evrim, öbür âlemde baþlayýp olgunlaþtýktan sonra, burada mý gelip meyvesini verdi!? Deðilse, baþka hangi yollarla þu muhteþem varlýk, arkada kaoslar býrakarak hâlihazýrdaki göz kamaþtýrýcý güzellik ve ihtiþamý kazandý? Hayat, nasýl kendiliðinden entropiye karþý koyarak varlýða erme baþarýsýný elde etti? Þu anda mevcut olan milyonlarca canlý kendi kendine nasýl meydana çýktý? Termodinamiðin ikinci kanununa raðmen, her þey yok olma tümseklerini aþarak nasýl basitten mürekkep ve mükemmele, sanatsýzlýktan sanat harikasý olmaya ulaþtý? Bütün bunlara, ilimlerin ruhuna uygun cevap verebilecek miyiz? Yoksa, bir kýsým kimseler gibi ilmî gerçeklerden kaçarak "Evrim bir kere nasýl olmuþsa olmuþ; artýk onu ispat etmeye gerek yok!" mu diyeceðiz? Sorarým size; o zaman her biri baþlý baþýna birer sanat harikasý olan bütün canlýlarýn, o aþýlmaz þâhikalarýný tesadüf balonlarýyla mý aþacaðýz?!

Neyin nasýl olacaðýnýn, en büyük canlýdan en küçük canlýya kadar daha baþtan þifrelenmiþ bulunmasýný; bir baþ döndürücü program içinde (DNA) ve (RNA)'ya en akýl almaz vazifelerin gördürülmesini; en küçük ve basit üniteden en komplikesine kadar her canlý bünyede fevkalâde mükemmel iþleyen bir hiyerarþiyle her þeye en düzenli þekilde hizmet ettirilmesini rastlantýlarla mý izah edeceðiz? Yoksa olup biten bunca iþi, kafa kafaya vererek anlaþmýþ atom parça ve parçacýklarýna mý vereceðiz? Bir bilgisayar dahi, önceden kendisine þifre edilen bir programla çalýþýrken, bu minik parçacýklarýn bu kadar harika iþleri kendi kendilerinin yaptýðýna imkân ve ihtimal verilebilir mi? Böyle bir ihtimali mevcut ilimlerle telifimiz nasýl mümkün olacaktýr? Muhalfarz, madde platformunda böyle bir þeye "evet" dense bile, çok komplike olan canlýlarýn yapýsýndaki aþýlmazlar nasýl aþýlacaktýr?

Ýlim, aslýnda imanýn kapýlarýný açar ve insaný Allah'a götürür. Fakat, terkibi yapýlmayan, künhüne erilmeyen ilim ise, eðer bir de gurur, kendini beðenmiþlik, yanlýþ bakýþ açýsý ve zulümle birleþirse, bu defa dalâlete, küfre götürür. Ýlim adýna piste ortadan giren ve ilmin mahiyetini kavrayamamýþ kimseler, yarýþý kazandýklarý zannýyla ve zafer sarhoþluðu içinde gururdan birer heykel halinde ortada gezinirlerken, aslýnda, Ziya Gökalp'e ait, bilmediðini de bilmeme, fakat biliyorum zanný taþýma mânâsýnda nasýl bir cehl-i mük'ab (katmerli cehalet) içinde olduklarýnýn farkýnda deðillerdir."

Yorum (1)Add Comment
Comments 10 452
Yorum Yazan Ashley 045235, Eyll 10, 2008
nice1ee diamond engagement ring white gold pear jewelry watches
- credit agricole savoie
- work at home call center work
- pocket watches with a hunter on it
-http://16.ready.az.pl/index.html | cheap flights to detroit from birmingham uk
-http://112.gymnophiona.az.pl | flights to turkey, bodrum
- charter flights to jamaica
- womens 11 rings jewelry watches
-

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< nceki   Sonraki >
 
 
 
 
Son Haberler

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com