Perembe, 28 Austos 2008
 

  Anasayfa arrow M. Fethullah Gülen arrow Netice


 
 
Baþörtüsü
Baþörtüsü Yasaðý Maðdurlarý
Tesettürün Þekilleri
Giriþ Formu





Kayp Parola?
Hesabnz yok mu? Kayt Ol

 
 
 
 
Bölümler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Netice Yazdr E-posta

Varlýk, hayat, canlýlar âlemi ve hususiyle de bunlar arasýnda insanýn, deðiþik ilimlere esas teþkil edecek pek çok farklý yanlarý vardýr. Mevzuu sadece insan olarak ele aldýðýmýzda, karþýmýza morfoloji, fizyoloji, psikoloji, sosyoloji, týp, pedagoji ve daha bir sürü ilim çýkar. Bunlardan her biri ayrý ayrý ihtisas mevzularýdýr ve her bir konunun farklý uzmanlarý vardýr. Ne var ki, topyekün kâinatýn, canlýlarýn hatta insanýn uzmaný yoktur. Dolayýsýyla da bu husûsî ilimlerle, varlýk ve insanla gelen problemleri çözmek mümkün deðildir; ve tabiî bu ilimler hakkýnda nihâî bir þey söylemek de.

Bunlardan sadece insaný anlamak ve beþeriyet teknolojisini meydana getirebilmek için, her þeyi kavrayýcý bilgiler üretecek, umûmî düþünce ve yekpare sentezler ortaya koyabilecek kolektif þuura ve çaðý bütün vâridâtýyla kucaklayabilecek tam tekmil merkezlere ihtiyaç vardýr. Zannediyorum önümüzdeki yýllarda bu konuyla alâkalý pek çok kitap yazýlacak, sayýsýz alternatif düþünce serdedilecek ve dünya kadar ilim merkezi devreye girerek bu bakýþ zaviyesini daha da besleyecektir. Ýþte o zaman bir kýsým talihli ilim ve düþünce insanlarý da, varlýðýn serencâmesini yeniden yazacak, her þeyi, hususiyle de canlýlarý ve bu arada insaný yeniden bir kere daha keþfedecek ve insanýn enginliklerindeki gerçekleri ortaya çýkararak, ilimlere esas teþkil eden konular hakkýnda daha net þeyler söyleyebileceklerdir.

Bununla birlikte, artýk bugün, modern laboratuvarlarda canlýlarýn tetkik ve tanýnmasýna hem de þimdiye kadar eriþilmemiþ bir þekilde girildiðini söyleyebiliriz. Madde, molekül ve hücre büyük ölçüde hemen her yanýyla bilinir-görünür hale gelmiþ, sývýlarýn ve vücut hücrelerinin yapýsýna giren en küçük parçalarýn þekil ve mimarisi X ýþýnlarý sayesinde gözler önüne serilmiþ ve yine bir kýsým modern lâboratuvar ve araþtýrma merkezlerinde, maddî teþekküllerden daha yüksek seviyede, protein cevherinin kocaman diyebileceðimiz parçacýklarý ve bunlarý birbirinden ayýrýp inþa eden enzimlerin tesir ve fonksiyonu belli ölçüde anlaþýlýr hale gelmiþ, hücreler ve bunlarýn teþkil ettikleri dokularýn iç vasatla olan münasebetlerinin kanunlarý, kan-safra gibi sývýlar ve bunlarýn kozmik çevre ile olan münasebetleri, kimyevî cevherlerin vücut ve þuurla alâkalarý, nisbî dahi olsa vuzuha kavuþmuþ sayýlýr.

Ýlmî sahadaki bu türden takdire þâyân geliþmelere raðmen, bilhassa Türkiye'de Tanzimat'tan bu yana, her alanda olduðu gibi, ilim mahfillerinde ve ilim yuvalarýnda da ayný geliþmelerin yaþandýðýný söylemek zordur. Araþtýrma, tetkik ve aydýnlatma yerine kör bir taklitçiliðin, ucuz bir þablonculuðun ilmî düþüncenin yerini aldýðý bu dönem, gelecek nesillerce hep teessüfle anýlacaktýr. Zira bu dönemde varlýk âdeta bir kaos gibi gösterilmiþ, eþya tesadüf rüzgârlarýyla saða-sola savrulan çer-çöp gibi kabul edilmiþ, canlýlar naturel seleksiyon"un insafsýz diþleri arasýnda çiðnenen birer basit lokma ve insan da bu ölüm arenasýnýn tribünlerine yerleþtirilmiþ bir talihsiz müþahit durumuna düþürülmüþtür; bütün bu olup bitenleri görme, duyma ve yaþamaya mahkûm edilmiþ talihsiz bir müþahit... Oysaki deðiþik bir zâviyeden bakýldýðýnda, varlýðýn her parçasýyla bir yardýmlaþma ve dayanýþma, her yönüyle bir nizam ve âhenk olarak tüllendiði de bir gerçek.. "her þey belirli bir hedef ve gayeye göre planlanmýþ" ve her þey bir kitap ve bir meþher mükemmeliyeti içinde pýrýl pýrýl ve akýllara durgunluk verecek mahiyette.

Günümüzdeki bu yanlýþ bakýþ zaviyesini sorgulayacak ve bu çarpýklýðýn sebeplerini araþtýracak durumda deðiliz. Ne var ki, bazý þeyleri vurgulamada da yarar var: Bir kere, belli bir dönem itibarýyla lâboratuvarlarýmýz öylesine kýsýrlaþtýrýldý ve tek bir yörüngeye baðlandý ki, maalesef birçok araþtýrma merkezi ve lâboratuvar hemen her zaman "nasýl"larýn arkasýndan sürüklenip giden ve dönüp "niçin"lere ve "neden"lere bakmayan bilimcilerin bu tabiri bilerek "âlimler" yerinde kullanýyorum- bu arada, ders ve laboratuvarlarda "nasýl" sorusuna bile cevap arayan deðil, "niçin", "neden", "kim" sorularýný bir türlü düþündürtmeyen eðitim sistemimizin yetiþtirdiði nesillerden bugüne kadar, dünya çapýnda kaç mütefekkir ve ilim adamý çýkarabildik?

Evet kaç ilim adamý yetiþtirebildik ki, Batý bilim adamlarýnýn yanlýþlarýný ortaya koydu ve meselâ Darwinizm'in, eksik, yanlýþ ve çarpýtýlmýþ yönlerini belirterek, onun da týpký diðer teoriler gibi tartýþýlabileceðini ifade etme cesaretini gösterdi ve insanýn "eþref-i mahlûkât" olduðu mülâhazasýný yenileyebildi? Yenileyebildi de, meselâ, insanýn göz, beyin, burun, kulak, boþaltým, dolaþým, solunum ve sindirim sistemlerinin yanýnda duyma, görme, hissetme, varlýkla deðiþik þekilde münasebete geçme, hatta eþyanýn perde arkasýna yönelme gibi hususlar üzerinde durdu ve insaný gerçek çerçevesiyle yorumlayabildi..! Bunlar yapýlamadýðý gibi, bilim, bilhassa dinin karþýsýnda bir tabu hâline getirildi, ideolojik bakýþ açýlarýna kurban edildi ve 19'uncu asrýn kaba pozitivizminin, hatta kaba materyalizmin sýnýrlarýnýn dýþýna çýkamadý.

Bunun neticesi olarak, ne acýdýr ki, bugün biyoloji, ispatlanamamýþ teoriler üzerine kurulmuþ bir fantezi gibidir. Bu fantezi teorilerin baþýnda da, hiç þüphesiz evrim teorisi gelmektedir. Gerçi, evrim konusunda yazmak ve konuþmak, benim gibi farklý bir sahada meþgul olan birinin iþi deðildir. Fakat, bir genetikçi, bir biyokimyacý, bir paleontolog ve konuyu dinî yönüyle ele alabilecek bir ilâhiyatçý bir araya gelip de, uzun bir süredir ilim mahfillerinde münakaþasý yapýlan bu meseleyi, konunun mütehassýslarý olarak Türkiye sathýnda, hatta gerekirse, bütün dünya sathýnda anlatýp, gerçeði ortaya koyuncaya kadar benim gibi insanlar hak hatýrýna konuþmalarýný sürdüreceklerdir. Bugün bu mevzu, ilim adýna, pek çoklarý tarafýndan ideolojiden de öte katý bir dogma olarak savunulmakta ve münakaþasýnýn yapýlmasý bile, âdeta bir suç telâkki edilmektedir.

Beri taraftan, meselenin müzakeresini yapacak ilâhiyatçýlarýmýzýn henüz var olup olmadýðý bir yana, ilâhiyat eðitiminin, arzu edildiði ve bazýlarýnca bir asýrdýr rüyasý görüldüðü þekilde, en azýndan umumi prensipleriyle pozitif ilimlere þâmil bulunmadýðý da acý bir gerçek olarak karþýmýzda duruyor. Ýþte böyle bir zeminde, arz etmeye çalýþacaðým hususlarýn çoðu doðrudan meþguliyet sahama girmemekle birlikte, iman ile imansýzlýk arasýnda âdeta bir duvar gibi duran bu meseleyi, idrakimin elverdiði ölçüde inceleyip takdim etmeyi bir vazife, bir mesuliyet olarak gördüðümden, üstesinden gelinmesi oldukça güç bir iþin altýna girmiþ bulunduðumun farkýndayým. Aslýna bakýlacak olursa, konunun mütehassýslarýnýn baðýþlayacaðý ümidi içinde böyle bir iþe giriþmemin altýnda yatan temel düþünce, bu sahada salâhiyetli olanlarý gayrete getirmekten baþka bir þey deðildir. Arzu ediyorum ki, onlar bu yükü yüklensin ve bir asýrdýr, zihinleri çelinen, imanlarý çalýnan yaralý nesillere mevzu bütün açýklýðýyla ifade edilsin ve her þey geniþliðine, derinliðine anlatýlarak gerçek ortaya konsun.

Esasen itiraf etmeliyim ki, böyle bir mevzu ile uðraþmaktansa, inandýðým ve heyecanýný daima gönlümde yaþadýðým Ýslâm'ýn aslî düsturlarýný anlatmayý tercih eder, insanlýðý kurtaracak bir neslin vasýflarýný nazara vermeye çalýþýrdým. Ben, yapýcý vasýflarýn anlatýlmasýnýn, inanan gönüllerde daha fazla heyecan uyaracaðýný düþünüyorum. Ama, okumuþu-okumamýþý, üniversitede olaný ve onun dýþýnda kalanýyla, pek çok kimsenin, hatta birtakým diyanet mensuplarýmýzýn ve âlimlerimizin bile, muhkem Kur'ân âyetleriyle teyit edilen, dolayýsýyla, bir bakýma akideyi ilgilendiren yaratýlýþ mevzuunda zýt beyanlarda bulunduklarýna, öyle ki, Kur'ân âyetlerinin ve Allah Resûlü'nün o mübarek dudaklarýndan dökülen lâl ü güher gibi sözlerin, Darwinizm'le telif edilebileceði gibi bazý yorumlar yapýldýðýna þahit oluyor ve hayretler yaþýyorum.

Kendisine çok saygý duyduðum Allâme Hüseyin Cisrî, bir asýr önce bu konuda bir soru ile karþýlaþtýðý zaman, "Bu mesele, henüz bir nazariyeden ibarettir; ama ileride pozitif bir gerçek olarak ortaya konabilirse, o zaman biz de onu Kur'ân'ýn ayetleriyle tevfik ederiz" cevabýný vermiþti. Bu büyük allâmeye ne ölçüde saygý duymuþ olursam olayým, onun ve onun gibi düþünen daha baþkalarýnýn bu mevzudaki kanaatlerine iþtirak etmek mümkün deðildir. Çünkü, Darwin'in evrime ait düþünceleri ve evrim teorisi, hiçbir zaman Kur'ân âyetleriyle tevfik edilemeyecektir. Edilemeyecektir, zira o, hayatý birtakým sebeplerin tesadüfî neticesi olarak yorumlamaktadýr. Halbuki ihya ve imâte (hayat verme ve hayatý alma), Allah'a ait iki fiildir. Her ikisi için de baþlangýç itibarýyla birtakým maddî sebeplerden söz edilebilse de, netice, bilhassa hayat noktasýnda tamamen sebepler üstüdür. Hayatý vermede Cenab-ý Allah'ýn hiçbir sebebe baðlý olmayan, perdesiz icraatý söz konusudur. Dolayýsýyla hayat hiçbir maddî sebeple izah edilemeyeceði için, ne Darwin teorisi teori olmaktan öte bir gerçektir, ne de onun Kur'ân âyetleri ve hadis-i þeriflerle tevfik ve telifi mümkün olabilecektir. Ýþte, konuyu ele alma sebeplerimden biri de budur.

Darwinizm, Lamarck da Darwin de dahil, hiçbir zaman tek bir kiþiye mal edilemeyecek bir teoridir. Konuyu önceki asýrda ortaya atanlardan baþka, asrýmýzda bir de Neo-Darwinistler vardýr ki, bunlar, evrimi güya ispatlamak, teorisinde Darwin'i teyit etmek, ona payandalar bulmak için daha baþka nazariyeler geliþtirmekte, bunlardan biri tutmayýnca, bir baþkasýný ileri sürmektedirler. Ne acýdýr ki, bu ispatlanmamýþ, ispatlanmasý da mümkün olmayan nazariye, orta okul ve liselerden alýn da, üniversitenin son sýnýfýna kadar bütün mekteplerde, bütün ilim ve eðitim-öðretim müesseselerinde, ispatlanmýþ bir ilmî gerçekmiþ gibi okutulabilmektedir. Burada, konuyu doðrudan alâkadar etmese de, bir dileðimi ve Mevlâ-yý Müteâl'den bir niyazýmý arz etmek istiyorum. Ýnþallah, geleceðin kutlu nesilleri, her mevzuda olduðu gibi bu konuyu da, bütün yanlarýyla ortaya koyar ve gerek mektep kürsülerini, gerekse ilim mahfillerini, ispatý mümkün olmayan böylesi nazariyelerle meþgul etmezler.

Bir de, hususiyle 20'nci asýrda, evrimi güya mutasyonlarla ispatlama gayesiyle lâboratuvara taþýyanlar var. Dolayýsýyla konunun, Darwinistler, Neo-Darwinistler, mutasyoncular ve nihayet Kur'ân, Kur'ân'ýn yaratýlýþ mevzuundaki muhkem hükümleri ve Allah Resûlü'nün (Allah'ýn binlerce salât ve selâmý üzerine olsun) yaratýlýþla alâkalý olarak en sahih hadis kitaplarýnda yer alan deðiþme kabul etmez sözleri çerçevesinde ele almayý düþünüyoruz."

Yorum (3)Add Comment
...
Yorum Yazan yeliz, Austos 30, 2007
Yazıyı ilgiyle okudum.Allah yüklendiğiniz bu görevde muvaffakiyetler versin.
***
Yorum Yazan Ali, Eyll 07, 2007
Allah razı olsun yapılan işlere en azından dua ile müşterek olmayı nasip etsin..
...
Yorum Yazan yeliz, Eyll 12, 2007
Amin bütün dualarınıza ve dualarımıza.

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< nceki   Sonraki >
 
 
 
 
Son Haberler
Çok Okunan Yazýlar

 
 
 
 
Alimler
M. Fethullah Gülen
Said Nursi
Nimetullah Hocaefendi

 
 
 
 
Meryem Gibi
 
Seni Hiç Özlemedim!

Diðer Yazýlarý


 
 
 
 
Kimler Sitede
uanda 1 misafir bal
Son Eklenenler

 
 
 


Edit by Hizmeteri.com