|
Hidayet, Yüce Allah'tandýr. Bizler, ancak iman nimeti ve emanetini ulaþtýrma hususunda vesile olabiliriz, elbette bu da az bir gayret ve ecir deðil. Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem bu hususta; “Senin vasýtanla bir kiþinin hidayete ermesi, senin için güneþ doðmuþ ve batmýþ bütün varlýklardan daha hayýrlýdýr” buyurmuþtur ve bu büyük bir müjdedir.
Ýslam’ý en güzel þekilde yaþama, davet ve teblið noktasýnda tüm müminler sorumludur. Ýman büyük bir nimet, büyük bir nur ve bize emanet. Düþünün þurda herþeyiyle mükemmel bir sofra donatýlmýþ, bizler yiyoruz, içiyoruz fakat yaný baþýmýzdaki insanlar aç ve susuz, bizden medet umuyorlar. Burada sofra, “Ýslam ve Ýman sofrasý”dýr, yiyip-içenler iman edip, salih amel iþleyen, ibadet eden, huzur bulan müslümanlar (Allah, iman ettiði halde ibadet ve salih amel’de tembellik yapanlarý da bir an evvel uyanýk kýlsýn), aç ve susuz olanlar ise müslümanlarýn dýþýndaki insanlardýr. Kendilerine ulaþýp da Ýslam’a davet ettiðimiz (dünyanýn her yerinde özellikle de Japonya'da) insanlar “Yahu siz neredeydiniz þimdiye kadar, niye bize daha önce gelmediniz, belki atamýz olan annemiz-babamýz da iman edecekti, Biz Ýslam'ý müslümanlardan öðrenmek istiyoruz, müslümanlara terörist diye önyargý ile bakanlardan deðil, n’olur anlatýn” diyorlar ve hemen kelime-i tevhid'i (La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah-Allah'tan baþka ilah yoktur (ancak Allah vardýr), Hz. Muhammed Allah'ýn kulu ve elçisidir) bizimle beraber tekrar ediyorlar. Rabbimiz’e hamd olsun.
|